Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

Teknokent Gezisi: İzmir Bilimpark

Dr. Özge BUYURGAN (İzmir Bilimpark Genel Müdürü )

İzmir Bilimpark Genel Müdürü Dr. Özge BUYURGAN ile teknokentlerin geleceğini, İzmir’e olan ilginin boyutunu ve Bilimpark’ın sağladığı avantajları konuştuk.

izmir Bilimpark’ın sağladığı avantajlar nelerdir?

İzmir Bilimpark 2013 yılında kurulup, 2015 yılının sonunda faaliyete geçti. Şu anda İzmir’de 4 teknoloji geliştirme bölgesi var. Yani; Vakıf üniversitesi teknokenti olarak bir tek biz varız. İzmir’de kurulan ikinci teknoloji geliştirme bölgesiyiz bu yıl itibariyle. İzmir Ekonomi Üniversitesi teknokenti olarak, büyük kurucu ortağımız ise Ekonomi Üniversitesi. Diğer teknokentlerden farkımız ise ticarileşme sistemimiz diyebilirim.

Ekonomi üniversitesinden aldığımız akademik bilgi kaynağını, oradaki teorik akademik bilgiyi ArGe’ye dönüştürmek üzere bir araştırma yeteneği kazandırmayı amaçlıyoruz. Bu aslında ekosistemin çok önemli akademik bilgi kaynağı ayağı. Firmalarımıza ve girişimcilerimize teknolojilerini geliştirmeleri için hizmetler veriyoruz İzmir’in Menderes ilçesinde OSB’nin içerisinde yer alıyoruz. Havaalanına 18 km, şehire de 30 km uzaklıktayız. Organize sanayi bölgesi içerisinde olmanın da çok fazla avantajı var. Burada 300’den fazla aktif sanayi kuruluşu var ve üretim yapıyor. Burada firmalarımız, atölyelerinde üretim yapıp, Ar-Ge’lerini burada yaparak saha avantajı sağlayabiliyorlar.

Ar-Ge’ye de meraklı çok fazla sanayi firması var. Onlarla üniversitenin akademik kaynaklarını buluşturmak için bir arayüz oluşturup bilgilendirme toplantıları düzenliyoruz. Firmalarımızı ve akademisyenlerimizi buraya çağırıyoruz. Girişimcilerimiz var kuluçka merkezinde. Onlar fikirlerini ticarileşmeye dönüştürecek adımlarını burada atıyorlar.

Bir yıl boyunca biz onlara tüm girişimcilik eğitimlerini, iş modeli nasıl kurulur, şirket nasıl kurulur, iş modeli nasıl yapılır, ticarileşme sürecinde nelere dikkat edilmesi gerekir, yatırımcı desteği mi var, hibe desteği mi var, patent başvurusu çıkabilir mi, bir destek programına TÜBİTAK, KOSGEB, Avrupa Birliği programında projelere başvurup oradan bir maddi kazanç sağlanabilir mi ya da uygun bir yatırımcı bulunabilir mi, bunlarla ilgili proje pazarları düzenliyoruz. Bu konularda İzmir Ekonomi Üniversitesi’ndeki teknoloji transfer ofisinden destek alıyoruz tabii.

Üniversite çevresinde yapı olarak TTO’muz var. Orada 5 farklı modül var. Farkındalık, tanıtım, destek programları, üniversite sanayi iş birliği, patent, markalaşma süreci, girişimcilik, bu konulardan gerek girişimcilerimizin, öğrencilerimizin, gerek Ar-Ge firmalarımızın, gerek de sanayiden bize gelen taleplerin harmanlanmasıyla ortaya artık akademik destekli, kendisine hibe bulmuş, patent başvurusu, faydalı model başvurusu yapılmış, yüzü ticarileşmeye dönük projeler için bir ekosistem oluşturmaya çalışıyoruz. Burada salt amacımız sadece ofislerimiz dolsun değil. Buraya giren firmaya ne katabiliyoruz, ihracat yaptırabiliyor muyuz, cirolarını arttırabiliyor muyuz, Ar-Ge personellerini arttırabiliyor muyuz, onlara uluslararası ortak bulabiliyor muyuz, Avrupa Birliği, TÜBİTAK projelerini hazırlayabiliyor muyuz, onları nasıl şirket anlamında nasıl geliştirebiliriz, katkı sağlayabiliriz ona bakıyoruz. Türkiye’deki teknokentlerin değerlendirildiği bir performans endeksi var. Bunlar teknokentlerin başarılarını da belirliyor. Orada 65 ayrı gösterge var. Her yıl bakanlığa verdiğimiz raporda girdi, faaliyet, teşvik, Ar-Ge personeli sayısı, proje sayısı, ihracat tutarları, Ar-Ge gelirleri ve giderleri, patent başvuruları, devletten alınan destek miktarları gibi veriler var. Bu veriler tüm teknoknetlere dağıtılıyor. Ankara’da bu sene 6.ncısı düzenlendi. Yaş itibariyle ilk defa erken aşama teknoloji geliştirme bölgeleri kategorilerinde bu değerlendirme parametresine girdik.

Sadece yer sağlamak dışında bir fayda sağlamış olduk. Tüm teknokentler zaten size ofisinizi veriyor. Kanunlar, yönetmelikler, tüm prosedürler, aynı düzende işliyor. Hepimiz aynı raporu veriyoruz, aynı denetimlerden geçiyoruz, bakanlığın portalına aynı verileri giriyoruz. Dolayısıyla burada yaratacağımız fark, buradaki firmaya ya da girişimciye dokunuş biçiminiz, yani derdinden anlamanız oluyor. Bizde bunu yapmaya çalışıyoruz.

Çünkü burada hem 30 ofisimiz hem de kuluçka merkezimiz var. Kuluçka merkezinde 15 şirket, ön kuluçkada da 20’den fazla girişimcimiz var. Şu anda 42 firmayla yolumuza devam ediyoruz ve kalabalık, çok firmalı büyük teknokentlere nazaran, -tabii ki oradan da çok güzel işler çıkıyor- girişimcimiz ile birebir, firmamızın bir sorunu varsa direkt görüşerek butik bir hizmet vermeye çalışıyoruz. Böyle olunca da başarı geliyor.

Bizim Derdimiz İzmir

Biz İzmir’den dışarıya olan beyin göçünü engellemek istiyoruz. Burada bir iş alanı oluşturalım ki gitmesinler. Hedefimize ulaşmak için hep çalışıyoruz. Ar-Ge projelerinin bir ürün olarak, ticari olarak çıkıp, hatta ihracat yapabilme potansiyeline dönüşmesi gerekiyor. Yoksa kime rastlasanız bir projesi var, projesi olmasa bir fikri var. Bizim asıl derdimiz bunun üretim yönünü, yani o üretim damarını kuvvetlendirmek ki bunu da gösterdik. Şu andaki ihracat tutarımız total olarak, 2017 yılında Ar-Ge projelerinden elde edilen 2.5 milyon Türk Lirası. Firmalarımızın ciroları keza aynı şekilde 30 milyonu aşmış durumda.

Gelişerek Ve Geliştirerek Yolumuza Devam Ediyoruz

Personel sayımız 151’i aşmış durumda. Buradaki firmalar, kendi projelerinde görevlendirmek üzere Ar-Ge personelleri istihdam ediyorlar. Personeller burada çalışarak SGK prim desteğinin %50’sinden muaf oluyor. Mühendislerimiz, bizim için çok kıymetli. Zamanlarını, öğle arallarını kaliteli geçirebilmeleri için yeni bir proje başlattık. Alt katımızı komple bir sosyal tesise dönüştüreceğiz. Spor aletleri, video games, langırt, tabu gibi aktivitelerle sosyal ortamı da artırmak istiyoruz.

Çok güzel planlarımız var. Daha yola yeni başladık aslında ve bu yolda da önüne aldığımız ödül bize güzel bir güç verdi.

Genç girişimcilere ne gibi imkanlar sunuyorsunuz?

İzmir Ekonomi Üniversitesi aslında girişimcilik vizyonu üzerine kurulmuş bir üniversite ve içerisinde 8 fakülte, 4 meslek yüksekokulu, araştırma merkezi ve Tesla adında bir laboratuvar kompleksi var. İçerisinde 13 farklı birim var. Bizim orada yetişen öğrencilerimiz de aslında vizyonundan ötürü girişimcilik ne demek bilerek, buna ilgi duyarak geliyorlar ve bizim teknoloji transfer ofisimizden yararlanabiliyorlar. Öğrenci olsun olmasın, yani herkesin aslında şimdi ben ne yapacağım, nereye gideceğim, kimin kapısını çalacağım dediğinde çalacakları kapıyız biz. Sadece Ekonomi Üniversitesi’nde okuması gerekmiyor, dışarıdan gelen öğrenciler de gelebiliyor. Bizim farklı üniversitelerden alıp burada kuluçkada şirketlerini kurup ticarileştirdiğimiz çok öğrencimiz var.

Üniversite-Sanayi İş Birliğini Çok Seviyoruz

Girişimcilerinize sunduğunuz hizmetler nelerdir?

Ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, sadece bir fikriniz var, geliyorsunuz bize, biz önce sizi dinliyoruz. Yani bu fikir nasıl projelendirilir, önce ona çalışıyoruz. Buna bir gelir modeli, bir iş planı çizilmesi, başlangıcı ile bitişi belli olan bir akış içerisinde, hedefleri olan, kilometre taşları olan bir proje haline getiriyoruz. Hazır projesi varsa zaten başvurusunu yapıyoruz ve kuluçka merkezimize girdiği andan itibaren, eğitimler düzenliyoruz. Bu eğitimler kur kur oluyor. 10 eğitim bir dönem, 10 eğitim diğer dönem olarak plalanıyor. İnovasyon nedirden başlayıp, şirketler nasıl ayrı hesaplarını tutmalıdıra kadar devam eden, pazarlama, strateji, girişimcilikle ilgili, Ar-Ge dünyasıyla ilgili bir eğitim düzenliyoruz. Burada sürekli üniversitemizin eğitiminden destek alıyoruz. Hocalarımızdan da yardım alıyoruz, eğer öğrencilerimizin talepleri varsa, onlara üniversitelerden hocalarımızı “mentor” olarak atıyoruz. Yine eğer sanayiye yönelikse bir sanayiciyi mentor olarak atıyoruz.

Mentorluk sisteminiz nasıl ilerliyor?

Hem üniversite hem de sanayi anlamında, hocalarımızın da yüzü her zaman sanayiye dönük olmuştur. Çok fazla üniversite-sanayi iş birliği projesi yaptık hatta teknoloji transfer ofisi hizmetlerinden faydalanarak genel sıralamada Türkiye’de 1. sırada yer aldık. Dolayısıyla üniversite sanayi iş birliklerini çok seviyoruz. Hocalarımızın, öğrencilerinin bitirme projelerinde Ar-Ge’ye, sanayiye yönlendirmelerinde de destek olmaya çalışıyoruz. Yine üniversitenin staj merkezini buradaki firmalarımzdan, yine mezunlar derneğini buradaki firmalarımıza açıyoruz. Bizim yazılım mühendislik alanımız çok kuvvetli üniversitemizde.

Öğrencilerimize de girişimcilerimize de eğitimden geçirdikten sonra burada kuluçkamızda bir yıl süreleri var. Şirket kurma işlemlerini de tamamlıyoruz. Eğer talepleri varsa onları yatırımcıyla buluşturuyoruz, onları yatırımcıya hazırlıyoruz, proje pazarları düzenliyoruz, projede başvurulabilecek destek mekanizması tanımlıyoruz, onlara KOSGEB, TÜBİTAK gibi. Bir maddi gelir talepleri varsa onlar da değerlendiriyoruz. Sonrasında burada bir yıl boyunca takip ediyoruz. Destek olmaya çalışıyoruz.

İlk olarak THY ile teknolojik ürün geliştirme programı düzenledik. THY ile Ekonomi Üniversitesi’ni marka değeri olarak yan yana getirdik. Derdimiz THY’nin belirlediği öncelikli alanlarda fikirleri, projeleri, yine THY’nin kullanımına sunmak üzere toplamak ve çağırmaktı. Bunu ilk biz yaptık İzmir genelinde, çok da fazla başvuru aldık. IoT, yazılım, tanıtım gibi böyle değişik alanları vardı THY’nin ve 120’den fazla başvuru aldık. Sonra bir jüri oluşturduk, burada THY’nin yönetim kurulu üyeleri, üniversitemizin rektör yardımcılarının, hocalarımızın oluşturduğu bir jüri ile bu projeleri değerlendirdik.

Bir aylık süre içerisinde başvuranlara burada yine eğitimler verdik. İlk elemeden sonra bir aylık eğitim sürecinde kampa girdiler, sonrasında tekrar bakıldı her birine birer mentor atandı. Hem THY’den, hem üniversiteden hem de akademik bir sektörden. THY ihtiyacına göre projeyi yoğurabildi ve değerlendirdi. Bu programın sonunda, kazanan belirlendikten sonra bir girişimcimizi THY ile buluşturduk. Onlar şu an “bussiness classta” kahvelerini 3D yazıcıda değişik desenlerle basma projelerini eşleştirdi. Bu çok hoşumuza giden bir durum oldu. Girişimcinin fikrine müşteri bulduk. Enerji alanında belirli projelerden çağrı istedik. ENERJİSA ile THY ile yaptığımız programı yaptık.

Yurtdışı ile bağlantılı çalışmalarınız var mı?

Aslında şu an yok fakat bu konu ile ilgili görüşmelerimiz, temaslarımız devam ediyor. Uluslararası hızlandırıclar var, kuluçka programları var, devlet tarafından bütçelendirilen kuruluşlarla çalışmalarımız var. Biz de artık altyapılarımızı bu yönde, uluslararası ağı ve iletişimi geliştirecek şekilde planlıyoruz.

Girişimciler geliyor, kuluçka dönemi geçiriyor, şirketleştiriyor, fakat işler yolunda gitmeyince neler yapıyorsunuz? Nasıl destek veriyorsunuz?

Önce problemin adını koymaya çalışıyoruz ki aslında en zor kısmı bu. Dünyanın en iyi ürününü de çıkarsanız, satamazsanız hiçbir şey yapamazsınız. Şirketler para kazanmak için kurulur. O yolda sorun ne peki?

Ürünü çok iyi fakat satamıyor muyuz, pazarlayamıyor musunuz, pazarında mi bir sıkıntı var, rakibiniz kim onlar neler yapıyorlar, yazılımcı mı eksik, pazarlamacı mı eksik, sorun ne önce onu oturup belirliyoruz. Sonrasında da tüm kuvvetlerimizle destek olmaya çalışıyoruz. Pazarda dışarıdan bağlantılar için sektör temsilcilerinden destek alıyoruz, paraysa hemen bir destek programına ya da bir yatırımcıya başvuruyoruz, insan kaynağı ise onla ilgili üniversitelerden mezunlar derneğinden stajerler almaya çalıyoruz.

Bir Fikriniz Varsa Burada Tüm Destekler Veriliyor

Aslında buraya geldiğinizde iyi bir fikriniz varsa burada tüm destekler veriliyor. Tüm bilgi kaynaklarımızı, ticari kaynaklarımızı, insan kaynaklarımızı kullanmaya çalışıyoruz. Çok güzel etkileşimler oluyor; girişimcilerimiz, ön kuluçkadaki öğrencilerimiz bizim yazılım firmalarımızla beraber çalışıyorlar ya da iki firma burada birlikte de iş yapıyor. Bu hem firmalar arasındaki etkileşimi ve enerjiyi yükseltiyor hem de beraber üretmenin keyfine varıyoruz.

Firmalar genellikle yazılım ağırlıklı mı?

Tüm teknokentlerde olduğu gibi teşviklerin onlara çok avantaj sağladığı için bizde de yazılım ağırlıklı. Türkiye’de artık KDV ve personel indirimi ile bakıldığında eğer teknokent dışında bir yazılım firmasıysanız 3-0 geriden başlıyorsunuz.

Dolayısıyla bizde de yazılım firmaları çoğunlukta. Bununla birlikte gıda, makina, enerji, sağlık alanlarında ciddi işler yapan peşpeşe güzel projeler bitiren firmalar da mevcut.

Örnek verebileceğiniz projeler var mı?

SK Teknoloji bizim ilk firmalarımızdan. Onlar burada yürttükleri projelerle Sağlık Bakanlığı’ndan ihale kazandılar. Şu anda aile hekimlerinin kullandığı antibiyotik kullanımına dikkat çekmek için bir kampanya var. Doktorların yaptığı ufak testler var.

Virüs mü mikrop mu ona göre antibiyotik yazacak mı yazmayacak mı? O proje bilim parktan çıkan bir proje. Yine burada olup, bizim başarı hikayelerimzden olan akademisyen firmalarımız var onlar da çok güzel projeler çıkarttılar.

Bir başka firma olarak ise; BRM teknoloji firmamız var. Onlar da yine üretimlerini bölge içerisine aldılar, personelleri de burada çalışıyor. 4-5 proje sonra ihratcatlarını arttırıp personlerini de artırdılar. Kuluçka merkezimizde 4 firmamız, TÜBİTAK 1512 desteği ile ciddi bir hibe desteği aldı. Uptech Labs var yine bizim başarı hikayelerimizden biridir. Ön kuluçkadan itibaren ilgilendiğimiz ve sonrasında TÜBİTAK 1512 kazanan Smart Guard projesi ile led ışıklarla bitkilerin gelişimini inceleyen, ledde de bitki büyümesini sağlayan bir projeydi. Bir bitirme projesi olarak başlayıp, geliştirerek şu an akademisyen ortaklı bir şirket sonrasında da TÜBİTAK 1512 aldı ve sonrasında çeşitli yarışmalardan ödülle döndü.

Endüstri 4.0 ile ilgili çalışmalar var mı?

IoT ve Endüstri 4.0 öncelikli alanlarımızdan biri. Alberto diye bir şirketimiz var onlar da birbiriyle konuşan akıllı ev teknolojileri ekipmanları ile ilgili projeler geliştiriyorlar ve güzel sonuçlar elde edip, uluslararası iş birlikleri alanında da desteklendiler. Çalışmalarımıza tüm gücümüzle devam edeceğiz