Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

ROBOTLAR VE İNSANLAR HERHANGİ BİR FİZİKSEL BARİYER OLMADAN BİRLİKTE ÇALIŞABİLİYOR

STAUBLI

Sektöre sunduğunuz altı eksenli robotik kollar Endüstri 4.0’ın hangi özelliklerine cevap verecek şekilde tasarlandı? Yeni nesil TX2’leri tasarlarken Endüstri 4.0’ın tüm gereksinimlerini göz önünde bulundurduk. Bunları özetle hareketlilik, bağlantı, güvenlik, ortak çalışma ve iş birliği olarak sıralayabiliriz. Endüstri 4.0’da insanlar ile robotlar artık daha fazla iç içe. Bu şekilde çalışılınca güvenlik konusunun önemi de artıyor. Geçmiş standart uygulamalara göre daha üst düzey bir güvenliğin olması gerekiyor. Çünkü insanlarla robotların daha yakın çalışması gerekiyor. Bunu garanti etmek için de endüstride bulunan en yüksek güvenlik standardı olan SIL3 PLe standardında robotik kollar ürettik. Bağlantı anlamında Endüstri 4.0’ın gerçek zamanlı Ethernet bazlı teknolojilerinin hepsini standart olarak ürünlerimize entegre ettik. Örneğin, “EtherCAT Master”, “EtherCAT Slave”, “Ethernet IP”, “Powerlink”, “Profi net” gibi endüstride halihazırda kullanılmakta olan tüm haberleşme protokolleri entegre olarak kontrolörümüzde sunuluyor. Makinadan makinaya haberleşme, makine sisteminin ERP sistemlerine entegrasyonu bağlantılık kapsamında çok önemli bir yer tutuyor. Bu anlamda da bugün standart haline gelmiş olan protokol OPC UA protokolünü tüm kontrolörlerimize entegre ettik.

Robotlarımız çok kolay bir şekilde çevre birimlerle, ERP sistemleriyle, sizin kendi hazırlayacağınız kokpit sistemlerinize entegre bir şekilde bağlanabiliyor, bu bağlantı sayesinde de robot ve robota bağlı olan tüm çevre birimlerle ilgili bilgileri ERP sisteminize veya toplamak istediğiniz ana merkeze gönderebiliyor. OPC AU, robotla ilgili hem önleyici bakım hem de ön görülebilir bakım gibi hizmetleri yine bu kapsamda kullanıcılara daha arıza çıkmadan bildirmesine olanak sağlıyor. Bunun dışında çevre birimlerle cycle time’lar, robotun çalışma saati, robot arızalı mı değil mi, robota bağlı çevre birimlerde arıza var mı bunların hepsini merkezileştirilmiş bir sistemle kolayca takip etmenizi sağlayacak sistemlere entegre edebilmenize olanak veriyor. Bunun dışında hareketlilik anlamında da HelMo adını verdiğimiz sistemle birlikte robotları mobil bir platform üstünden robotlu veya robotsuz olarak entegre bir şekilde üretim hattında kullanmanıza olanak sağlayan sistemlerimiz mevcut.

Ne zamandan beri kullanılıyor bu jenerasyonlar?

TX2 CS9 jenerasyonunun ilk olarak 2016 yılında lansmanını yaptık. 2016 yılından beri de endüstride gittikçe yaygınlaşıyor. Ürünümüz öncelikle 6 model olarak çıktı. Amacımız yıllar içerisinde tüm ürün gamımızı aynı kabiliyetlerle en yüksek güvenlik standardına ulaştırıp en yüksek performansla yeni jenerasyona çevirebilmek.

Şu an standardizasyonu değiştirmek adına birtakım Ar-Ge çalışmalarınız var mı?

Önümüzdeki sene yeni jenerasyon olan 30 kiloluk ürünümüzü de ikinci jenerasyona geçireceğiz. Bu yıl içerisinde SCARA robot gamımızı yenileyip TS2 ikinci jenerasyonuna geçiş yaptık. 2019’dan itibaren pazara tamamen bu yeni ürünlerle hizmet veriyor olacağız.

İnsan-robot iş birliğinde seviyeler ve risk değerlendirmesi yapsanız bu konuyla ilgili ne söylersiniz?

Bu konu maalesef hem global anlamda hem de Türkiye’de fazla üzerinde durulmayan bir konu. Özellikle kollobratif uygulamalar konusunda çok ciddi bir bilgi eksikliğimiz mevcut. Kollobratif bir uygulama yapmak istediğinizde insan işin içerisinde olduğundan insan-robot iş birliğinin seviyesi artıyor dolayısıyla da güvenliğe daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca her uygulamada da bir risk değerlendirmesi yapmak gerekiyor.

Bu yapılmadığı için birçok uygulamada yapılan hatalı robot seçimleri ve hatalı uygulamalardan geri dönüşler görüyoruz. Kullanılacak robotun güvenlik seviyesi sadece robot olarak değil, çevre birimlerinin de güvenlik standartlarına yapılacak risk değerlendirmelerinin sonucunda belirlenmeli. Bu yapılmadığı için de süreç hayal edilen gibi olmuyor.

Standartlar gereği bir iş kazasıyla karşılaştığınız zaman bu o sorumluların hepsini bağlayan bir husus haline geliyor. O yüzden risk değerlendirmesi ve onu takip eden ekipman seçimi konusuna çok fazla dikkat edilmesi lazım. Yaptığımız seminerlerle, mühendislerimizin gerçekleştirdiği ziyaretlerle, yaptığımız e-mailinglerle, pazarlama faaliyetleriyle müşterilerimize bu anlamdaki bilincin yerleşmesi için çaba sarf ediyoruz.

Önce o kolektif bilincin yerleşmesi lazım ama globalde de bunun yetersiz olduğunu düşünüyorsunuz öyle mi?

Kesinlikle. Kollobratif robotların yaygınlaşmasının başlangıcında hatalı bir algı oluştu. Özellikle üst yönetimler tarafından kollobratif robotların fazla knowhow’a gerek olmadığı duygusu iş süreçlerinin doğru ilerlememesine neden oldu. Yanlış seçimler, doğru ürünü doğru yere yerleştirememe, yanlış uygulamalar, beklenen performansların gerçekleştirilmemesi gibi hayal kırıklıklarını ortaya çıkardı. Deneyimlemelerle bunların azalacağını düşünüyoruz tabii. Bu süreç sadece Türkiye’de değil dünyada da böyle ilerledi. Getirilecek yeni standartlarla daha efektif çözümlerin sağlanacağını düşünüyorum.

Biraz sürece ihtiyacı olan bir dönemden geçiliyor denebilir o zaman?

Kesinlikle. Burada tek tavsiyem özellikle kullanıcılar seçim yaparken biraz önce bahsettiğim risk değerlendirmesi, insan-robot iş birliği seviyeleri, güvenlik standartları ve nelere dikkat edilmesi lazım gibi hususları atlamamaları; işin gösterildiği kadar kolay olmadığının farkında olmaları ve dolayısıyla seçimlerini buna göre yapmaları olacaktır. Böylece süreci daha sancısız geçirme imkanına sahip olabilirler.

“Tüm MRC seviyeleri için tek bir robot” sloganı tam olarak kullanıcılara ne anlatıyor?

Stäubli kurulduğu günden bu yana yüksek performansı ön planda tutuyor. Biz yüksek performanstan; hız, hassasiyet, uzun ömürü aynı bünyede sunmayı vadediyoruz.

Yeni geliştirdiğimiz seride tüm iş birliği seviyeleri için tek robotla yüksek performanstan ödün vermeyerek, endüstrinin şu an standartlarca belirlenen en yüksek seviyelerini aynı robota entegre ettik. Bu şekilde aynı robotu, insan-robot iş birliğinin kolabrasyonun düşük olan tarafında da yüksek performanslı bir şekilde kullanabilmesine imkan verdik. Aynı robotu kolaylıkla yüksek kolabrasyon ama doğası gereği üretkenliğin daha düşük olduğu, yüksek seviyelerde, insan-robot iş birliğinin yüksek seviyelerinde de kolayca kullanabiliyorsunuz. Biz standart robotlarımıza yüksek güvenliği ve kolabrasyon kabiliyetini kattığımız için tüm güvenlik seviyelerinde aynı robotu kullanabilme şansı sunuyoruz.

Yeni nesil yüksek performanslı mobil robot sisteminiz HelMo, hakkında bilgi alabilir miyiz?

HelMo’nun en büyük özelliği, Stäubli’nin “TX2” ve “TX2 Touch” yeni jenerasyon kollobratif robotuyla entegre edilebiliyor olmasıyla birlikte bağımsız olarak da çalışabilmesidir. Kolay kullanıcı arayüzüne sahip olup kolaylıkla paket içinde geliyor. Önce cep telefonuna bir uygulama yükleniyor.

Fabrika ortamını gezdirerek HelMo’yu tanıtıyorsunuz, o bir haritalama gerçekleştiriyor ve GPS sistemiyle haritalamayı gerçekleştirdikten sonra çok kolay bir şekilde o harita üzerinde HelMo’nun çalışacağı istasyonları belirliyorsunuz. Daha sonra emirler göndererek HelMo’nun hangi istasyonlara hangi sırayla gideceğini kolaylaştırılmış kullanıcı dostu arayüzü aracılığıyla belirliyorsunuz. Yine üzerine entegre edebileceğiniz TX2 kollobratif robotuyla birlikte, istediğiniz her istasyonda entegre bir robotik uygulama da gerçekleştirebiliyorsunuz. Robot kendini kalibre ediyor gittiği istasyonda. Sonra üretimin gerektirdiği, uygulamanın gerektirdiği işleri tamamladıktan sonra oradan ayrılıyor.

Önceden onun yerine bunu yapan bir işçi mi oluyordu?

Önceden cycletime’ların daha yüksek olduğu ortamlarda robotları slider sistemin üzerine koyup güvenlik için etrafını çeviriyorlardı. Bu da fabrika alanında çok fazla kayba neden oluyordu. Yeni gelişen sistemlerin esnek yapısı hem güvenlikten ödün vermiyor hem de fabrikanın daha efektif kullanılmasını sağlıyor. Stäubli’nin bir de konnektör bölümü var. Konnektör bölümünden gelen mükemmel bağlantı teknolojisi birçok kolaylığı beraberinde getiriyor. Bunlardan bir tanesi standart statik bağlantı. Statik bağlantıyla işiniz bittiğinde vardiya sonunda HelMo, bağlantı istasyonu nereyse yine o haritalama üzerinde otomatik olarak o istasyona gidiyor ve konnektör bölümümüzün tasarladığı özel konnektörle kendi kendini bağlayarak şarj edebiliyor. Bir başka bağlantı yöntemi olarak da istasyonlarda kendini şarj edebiliyor. HelMo üzerindeki esnek bağlantı sistemiyle çalışacağı istasyona vardığında robot üzerine entegre edilen TX2 Stäubli robotu konnektörü alıyor ve istasyondaki ilgili karşı bağlantısına bağlanıyor.

Robot çalışırken HelMo’yu şarj edip robot ile o istasyondaki haberleşmeyi sağlayabiliyorsunuz. Uygulamayla ilgili haberleşmeyi, konnektör üzerinden sağlayabildiğiniz tamamen entegre bir sistem. Aynı zamanda değişik uygulamalarda kullanabilmek için “tool changer” adını verdiğimiz takım değiştirici yani robotun kullanacağı farklı takımları üzerine yine Stäubli konnektörün geliştirdiği takım değiştiricileri de HelMo’nun üzerine entegre edebiliyorsunuz. Özel mobil robot sistemi; entegre, kompakt, Endüstri 4.0’a uygun, bağlantı özelliğine sahip iletişimi yüksek ve üst düzeyde güvenlik seviyesiyle endüstrinin sunduğu iyi bir çözüm. HelMo’nun bir başka özelliği ise yine Stäubli’nin geliştirmiş olduğu özel teknolojiyle tamamen düz yüzeyde çalışmak zorunda olmayışı. Hafif bozuk yüzeylerde de HelMo kolayca ilerleyebiliyor.

HelMo sadece kendi sistemlerinizle mi entegre bir şekilde çalışıyor yoksa müşterilerinizin kullandığı farklı sistemlerle de entegre olabiliyor mu?

HelMo esnek bir sistem. Sistem manuel çalıştığı gibi robotlu sistemlerde de çalışabiliyor. Robotlu sistemde istediğiniz üretim sistemini kendiniz tasarlayıp entegre edebiliyorsunuz. Basit şekilde tanımlayıp haritalayarak, istasyonları belirleyerek, istasyonlarda yapacağı uygulamaları programlayarak yapabiliyorsunuz. İkinci seçenek ise, robotsuz sistem. HelMo, yine haritayla istasyonlar arasında ürün taşıyabiliyor.

İstasyonlar içerisinde robot veya operatörler olabilir. HelMo ise her istasyona gidip örneğin parçayı, kalite parçasını alıp başka istasyona taşıyabiliyor.

Türkiye’deki robotik sistemler ve otomasyonla ilgili ne düşünüyorsunuz, global ile karşılaştırdığınızda ne gibi geliştirmeler yapılabilir veya onlara göre artılarımız var mı bizim?

Globalde şu an robotik sistemler çok hızlı büyüyor. Dünyada belki de en popüler olan sektörlerden bir tanesi. Dünyadaki satılan robot adetlerine bakarsanız inanılmaz derecede bir artış var. Türkiye’de de buna paralel bir ilgi var. Endüstri 4.0’ın da bunda etkisi var. Tabii robot teknolojileri de bunun önemli bir parçası. Bu anlamda geçtiğimiz senelere nazaran çok ciddi bir ilgi olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Stäubli’nin gelecek dönem hedefleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Gelecek dönem hedeflerimiz Stäubli ile paralel olarak Türkiye pazarında biraz önce bahsettiğimiz TX2 robotların kullanımlarını yaygınlaştırmak. Bunu yaparken müşterilerimizin bilinç düzeylerini artırmaya gayret ediyoruz. Yeni çıkardığımız TS2 SCARA ürün gamımızın lansmanını yapmak. Onu müteakiben yine HelMo ürünümüzü de Türkiye pazarına tanıtmak istiyoruz. Önümüzdeki sene müşterilerimizi davet edip teknoloji günleri kapsamında bu yeni geliştirdiğimiz teknolojilerle onları buluşturmaya çalışacağız. Bunun dışında tabii ki pazar payımızı artırıp yeni çıkardığımız ürünlerle müşterilerimizi bir araya getirmek istiyoruz.