Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

LOJİSTİK SEKTÖRÜNDEKİ ARTAN DEPO RAF KAPASİTELERİ

HOROZ LOJİSTİK ERTAN KESKİN / DEPOLAR OPERASYON DİREKTÖRÜ

TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN LOJİSTİK MARKALARI ARASINDA YER ALAN HOROZ LOJİSTİK, BÜYÜYEN PAZAR VE ÇEŞİTLENEN MÜŞTERİ İHTİYAÇLARINA CEVAP VERMEK ADINA YATIRIMLARINA DEVAM EDİYOR. BU KAPSAMDA DEPO RAF KAPASİTELERİNİ BÜYÜTEN HOROZ LOJİSTİK, YENİ İSTİF MAKİNESİ ALIMLARINA DA DEVAM EDİYOR. SON OLARAK 6 ADET HYSTER FORKLİFT VE DEPO EKİPMANINI MAKİNE PARKINA KATAN HOROZ LOJİSTİK DEPOLAR OPERASYON DİREKTÖRÜ ERTAN KESKİN İLE LOJİSTİK SEKTÖRÜ, YATIRIMLARI VE HYSTER MARKASI ÜZERİNE KONUŞTUK.

Horoz Lojistik müşterilerine ne tür hizmetler veriyor?

Horoz Holding, günümüzde 5 kıtada, 107 ülkede, 600 noktada entegre lojistik çözümler üreten büyük bir yapıdır. Holdingin ana faaliyet konusu olan lojistik hizmetler alanında iki büyük şirketinden birisi olan Horoz Lojistik de bu yapının önemli bir parçasıdır. Horoz Lojistik; yurtiçi komple taşıma, depolama ve dağıtım, uluslararası karayolu ve demiryolu taşımacılığı hizmetleri sunmaktadır. Türkiye’nin yüzde yüz yerli sermayeli lojistik firması olan Horoz Lojistik, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu tüm lojistik hizmetlerini, yine müşterilerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla entegre bir şekilde sunarak, sınırsız özel çözümler üretmektedir. İşimizin kapsamı firmalara entegre lojistik çözümler sunulmasıdır. “Nedir bu entegre lojistik çözümler” diye sorarsak, yurt dışından ürünlerin nakliyesi, gümrüklenmesi, antrepoda stoklanması, milli depoya alınması, elleçlenmesi, bayilere sevki ya da nihai tüketicinin evine kadar dağıtımı olarak zincir şeklinde, tüm bileşenleri ile hizmettir. Baştan sona bir hizmettir. Biz bu hizmeti müşteri memnuniyetini ön planda tutarak büyük ölçekte veren bir firmayız.

Bu büyük ölçekli hizmeti nasıl bir altyapı ile veriyorsunuz?

Toplamda 258.000 m2 depo alanımız bulunuyor. Türkiye genelinde aktarmalarımızla birlikte 34 ilde depolarımız var. Bunlardan kimisi hem depo hem aktarma merkezi kimisi ise depo olarak hizmet veriyor. Ağırlıklı olarak İstanbul Anadolu ve Avrupa yakası, İzmir, Ankara ve Adana olmak üzere sadece depo hizmeti veren büyük ölçekli merkezlerimiz bulunmaktadır. Müşterilerimize bu depo ve aktarma merkezlerinde yaklaşık 1.000 kişilik bir ekip ile hizmet vermekteyiz.

Vermiş olduğunuz hizmetlerde teknoloji, makine ve ekipmanların rolü nedir?

Eskiden düz depoculuk sistemi ile çalışılıyordu. Yani raflı sistem kullanılmıyor, yatay depo yerleşimi tercih ediliyordu. Fakat zamanla özellikle şehirleşme ile birlikte depo maliyetlerinin artması, daha az personelle daha fazla iş üretme gerekliliği, daha çok işlevsel depoların oluşturulmasını zorunlu kıldı. Böylece yüksek raflı depolar kullanmaya başladık. Büyük depolar, büyük hacimli depolar kullanmaya başladık. Eskiden 5-10 bin m2 olan depolar 35-40 bin m2’lere ulaştı. Depolar çok büyüdü. Artık depo içlerindeki mesafeler çok uzak, yükseklikler çok fazla. Yani bir deponun 200 m olduğunu düşünürseniz elindeki trans paletle bir çalışan kaç sefer gidip gelebilir ki? Sonuçta elindeki yükle bir iki sefer gidip geldikten sonra personel yorulacak, iş kapasitesi düşecektir. Bunun sonuncunda ne oldu; ister istemez bunları akülü depo içi ekipmanlarla taşınması gerekti. 12-15 m tavan yüksekliğinde depolarda 750 kg, 1 tona kadar yükler raflanmaya başlandı. Yüksek istifleme yapmak zorunda kalındı ve bunlar da doğal olarak dar koridorlarda çalışan VNA ve yine dar koridorlarda görev yapan “reach truck” ihtiyacını gündeme getirdi. Bizim depolarımızın şu anda %70’i dar koridor, bu yönde bir geçiş oldu. Elbette bazı ürünlerin dar koridorda yönetilmesi mümkün olmadığı için yüzde yüz oranına ulaşmamız mümkün değil. Ancak büyük oranda dar koridor sistemlerine geçilmiş oldu. Hala depolarımızda ve kullandığımız depo içi ekipmanlarda yatırımlarımız devam etmektedir. Yine en son değişik kapasitelerde Hyster forklif ve depo içi ekipmanları makine parkımıza kattık. Forklift ve depo içi ekipmanlar şu anda bizim olmazsa olmazlarımız oldu. Onlarsız burada bir hayat yürümesi mümkün değil. Tabii iş güvenliği gerekliliği olarak da artık insanların eskisi gibi hammaliyeden ziyade makineler ile çalışması gerekiyor.

Makine yatırımlarınızda ve Hyster’i tercihinizde ana etkenler nelerdir?

Ülkemizde lojistik sektörü günümüzdeki çeşitlilik ve büyük kapasiteleriyle dikey depolama ve yüksek verimle çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Firmamızın Hyster markası ile tanışması 2012 yılına dayanmaktadır. O dönem ve hatta öncesinde, dikey depolama ile ilgili çalışmalarımız vardı. O döneme kadar Türkiye’de bilinen pek çok markanın makinelerini kullanmıştık. Ciddi bir makine tecrübemiz vardı. İhtiyacımız olan depo içi ekipmanlar için ihaleye çıktık ve Hyster markası ile tanışmamız bu şekilde oldu. İhale sürecinde ciddi bir makine adetinden söz ediyorduk ve elbette geçmiş tecrübelerimiz ve elimizdeki makineler ile Hyster ürünlerini de karşılaştırdık. Teknik ve donanım olarak baktığımızda, fiyat fayda analizi yaptığımızda Hyster markasının diğerlerinden avantajlı bir durumda olduğunu gördük. Tabi burada bir noktaya değinmek gerekiyor. Fiyatı ne verirseniz verin makinenin kalitesi çok önemlidir. Bugün bazı markalar var ki fiyatı ne olursa olsun biz tercih etmeyiz. Çünkü mesele makineyi almak değil, makineyi aldıktan sonra işlevsel olarak hizmet etmesidir. Biz o gün, Hyster markasının teknik olarak ihtiyacımızı görebileceğine inandık. Tabii orada kalabalık bir makine aldığımız için makinaları ful servis anlaşması ile birlikte aldık. Aldığımız Hyster forklift ve depo içi ekipmanları beklediğimizden çok daha iyi ve sağlam çıktı. Kullanım olarak çok iyiydi. Makinalar ihtiyaçlarımızı tam manasıyla karşıladı. Her şeyden önemlisi satış sonrası servis noktasında da bizlere çok iyi bir hizmet sunuldu. Biz makinelerimizi aşırı derecede yorarak kullanıyoruz. Bu nedenle gerek personel bazlı hatalar, gerek makinelerin kendinden kaynaklı arızalarında anında müdahale etme durumları söz konusu oldu. Almış olduğumuz kaliteli makinelerin yanında satış sonrası başarılı hizmet ile sonra aldığımız bu adetlerin üzerine yüzün üzerinde makine daha aldık. Makine parkurumuzun bu derece Hyster ile çoğalmasının sebebi memnuniyetimizin bir göstergesidir.

Yüksek raf depolama operasyonunda Hyster size ne gibi avantajlar sağladı?

Hyster ile tanışmadan önce bir başka firmadan dar kodiror makinası satın alarak deneme fırsatımız oldu. Bu bağlamda Depomuzun bir kısmını dar koridor makinelerinin çalışabileceği raf sistemine göre entegre ettik. Daha önce raylı klavuz teker sistemini kullanıyorduk. Şu andaki gibi mevcut kılavuz kablo sistemi gibi bir sistem kullanmıyorduk. Dar koridor ekipmanlarına ilk geçtiğimiz dönemlerde açıkçası biraz endişelerimiz vardı. Özellikle satın aldığımız farklı marka makinelerin yapısı gereği kullanılan eksik teknolojilerden dolayı biz makinalardan verim alamaz noktaya geldik. Daha sonra bu durum bizde ister istemez bir korku oluşturdu. Fakat bir taraftan da bu teknolojiyi kullanmamız gerekiyordu. Çünkü pazar bizi o tarafa doğru itiyordu. Denemekten vazgeçmememiz gerekiyordu. Orada yaşadığımız korkular ve tecrübelerle biz Hyter VNA makinalarıyla tanıştık. Hyster’in kullandığı teknoloji, makinelerinin yapısı bizim için büyük bir avantaj sundu. Hyster ile birlikte Kablo klavuz sistemine geçerek, makinelerin daha kontrollü ve daha hızlı hareket eder hale geldiğini gördük. Yani önceki kullandığımız sistemde hem makinalar çok yavaştı, hem sürekli hattan çıkmalar oluyordu. Hattan çıktığı zaman makinelerde durma oluyordu. Hatta operatör en üstte oturduğu anda durmalar oluyordu. Ciddi sıkıntılar yaşıyorduk. İş gücümüzü çok ciddi miktarda geriye doğru götürmüştü. İş hesaplamamızda öngörülen ile gerçekleşen arasında eksi yönde büyük fark oluştu. Hyster VNA makinaları ile tanışınca eski heyecanımızı tekrar yakaladık. Yani o yüzden biz Hyster’in bize verdiği oradaki sunduğu artısı, bizi tekrar heyecanlandırdı. Aslında biz Horoz Lojistik olarak Türkiye’de ilk defa dar koridor ekipmanlarına geçen Lojistik firmalarından biriyiz. Bizim bunu uyguluyor olmamız ve başarılı olmamız diğer firmalara da örnek teşkil etti. Hyster VNA makinaları patentli özellikleri ile bizim işlerimizi daha da hızlandırıyor. Diğer markalarda olmayan özellikler işlerimizi ciddi anlamda kolaylaştırarak verimliliğimizi artırıyor. Mevcut dar koridor ekipmanlarımızda, operatörün hızlı ve güvenli hareket etmesi için belli standartlarda makinelerin kalibrasyon ayarları yapılabiliyor. O da iş güvenliği noktasında operatörün üzerine çok fazla iş yükü vermeden malzemeyi doğru yere götürmesi ve doğru noktadan almasına imkan sağlıyor. Yani bu konuda makinalardan biz güzel bir şekilde verim alıyoruz.

Satış sonrasıyla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Burada en önemli konu, makinenin mükemmel olması değildir. Mükemmel bir makineniz olabilir, ancak bu ekipmana sonrasında hizmet sağlanabiliyor mu? Bence en önemli konulardan bir tanesi budur. Şayet sağlanamıyorsa o mükemmel makinanın size belli bir zaman sonra, yani yıpranmaya başladıktan sonra, verim sağlamadığını görebilirsiniz. Aldığınız ürün arıza yaparsa kim tamir edecek? Parçası eskidi mi kimden satın alacaksınız? Bunları düşündüğünüzde tercih ettiğiniz markanın size servis hizmeti verebilecek bir vizyon ve güçte olması gerekiyor. Bugün piyasada çok fazla marka var. Ancak özellikle satış sonrası hizmet noktasında birçok firmaların yetersizliğini gördüğünüzde aslında çalışabileceğiniz çok az firma olduğunu görebiliyorsunuz. Bu kriter bizim gibi yüksek hacimlerde makine alan firmalar için çok büyük önem taşıyor. TSM Global’in yedek parça ve servis hizmeti noktasında çok doğru bir hizmet verdiğini düşünüyorum. Özetle, Horoz Lojistik olarak, TSM Global’in Türkiye Mümessili olduğu Hyster markasından ve satış sonrası hizmetlerinden çok memnun olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.