Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

Geleceğin Meslekleri Bize Ne Anlatıyor? Robot teknolojisi

Geleceğin meslekleri kapsamında bu ay mercek altına aldığımız konu: “robot teknolojisi”. Gelişen bilim ve teknolojinin son büyük örneklerinden olan robot teknolojisi nedir? Robotlar nasıl çalışır? Robotlar nasıl yapılır ve nerelerde kullanılabilir? Bu sayı dizimizden öğrenebilirsiniz.

Robot, sahip olduğu sensörler aracılığıyla çevresini algılayan, algıladıklarını yorumlayan, bu sonuçlara göre karar veren, verdiği kararın sonucuna göre davranan, eylem olarak hareket organlarını çalıştıran veya durduran teknolojik bir aygıttır. Bu aygıtlar, mekanik yapıları ve bunlarla ilişkili kontrol ve algılama sistemleri ile belirlendikleri algoritmalarına bağlı olarak davranan makinelerdir. Bu süreç içerisinde en karmaşık evre karar verme sürecidir. Canlıların işlev ve hareketlerinin taklit esasına dayanan bu teknolojik ürünler, yeniden programlanabilen; maddeleri, parçaları, aletleri, programlanmış hareketlerle belirlenen işe göre taşıyan veya işleyen çok işlevli makinelerdir.

Yapay Zeka Fikri Nasıl Çıktı?

3 Robot Yasası

Robotlarla ilgili olarak ortaya konulmuş dört yasa vardır. Bu yasalar, tasarlanan ürünlerin temel yazılımlarında bulunmak zorundadır. “3 Robot Yasası” olarak anılmalarına rağmen 0. yasa sonradan eklendiği için aslında dört yasa vardır.

Bunlar da aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.

1- Bir robot, 0. kuralla çelişmediği sürece, hiçbir şekilde insanoğluna zarar veremez veyâ pasif kalmak suretiyle zarar görmesine izin veremez.

2- Bir robot, 0. ve 1. kurallarla çelişmediği sürece, kendisine insanlar tarafından verilen komutlara itaat etmek zorundadır.

3- Bir robot, 0., 1. ve 2. kurallarla çelişmediği sürece, kendi varlığını korumak zorundadır.

Robotlar Nasıl Çalışır?

Temelinde elektriksel ağlar bulunan bu teknolojik cihazların çalışmasında dış tasarımından çok sahip olduğu kodlama yapısı önemlidir. Robotun tüm parçaları eksiksiz olsa bile beyin diyebileceğimiz temel parçası olmadan çalıştırılması ya da çalıştırılan makinenin robot diye nitelenmesi mümkün değildir. “Microcontroller” denilen bu bölüm, aynı bilgisayarlarda olduğu gibi, temelinde 0 ve 1 ile yapılan işlemleri barındırır.

Yapılan bu işlemler ilgili bölümlere komut gönderdiğinde o bölümler görevlerini yerine getirebilecek donanımdaysa (kolunu kaldır komutundan sonra kol kalkıyorsa) sistem sorunsuz işliyor demektir. Elbette bunun tüm bölümlerde sınanması gerekir. Bunun sonucunda bir robot ne kadar çok işlem gerçekleştirecek yetenekteyse, o kadar gelişmiş kabul edilir.

Robotlar Nerelerde Kullanılır?

Bu teknolojik cihazların bugünkü kullanımlarının çoğunlukla sanayi alanında olduğu söylenmektedir. Artık büyük birçok şirket işlerinin bir kısmını programlanmış robotlara yaptırmaktadır. Ancak bunun da ötesinde artık robotlar daha farklı alanlarda da kullanılmaya başlandı. Bu da ilerleyen zamanlarda robotların hayatımızda daha fazla yer kaplayacağını gösteriyor. Özellikle polis robot haberleri yakın bir zamanda medyada bir hayli yer buldu. Bunların yanında bu teknoloji artık evimizin içine bile girmeye başladı. Hizmetçi robotlarda çalışmalar da bir hayli ilerlemiş durumda. Bunların yanında bilimsel araştırma merkezlerinde ve astronomi alanında da güçlü yapay zekaya sahip robotların önemli işler başardıkları biliniyor.

Gelecekte Neler Olacak?

Teknolojik gelişim öngörüleri ve geleceğin teknolojileri hakkında tahminler yürütmek, ilgili uzmanlar dışındaki kişilere göre bir tür falcılık gibi algılanıyor.

Oysa ulaşılan teknoloji düzeyi ve bu teknolojinin gelişim yönü konunun uzmanı kişilerce bilimsel ve mühendislik ilkeleri içinde irdelenirse, gelecek ile ilgili sağlıklı ve gerçekleşme olasılığı yüksek öngörülerde bulunmak zor değildir. Bu husus gelişmekte olan robot teknolojisi için de geçerlidir. Robot teknolojisi artık bilimsel ve teknolojik olarak ayağa kalkmış ve ilerlemekte olan bir bilim dalı ve teknolojik birikimdir. Robot teknolojisinin temel ilkeleri bilinmektedir. Tüm eğitim kurumları ve araştırma merkezlerinde değişik düzeylerde de olsa konu üzerinde çalışılmaktadır.

Eğitim kurumlarında ve araştırma merkezlerinde değişik düzeylerde çok sayıda proje yürütülmektedir. Gerek donanım ve gerekse yazılım olarak bilinenler ve hakim olduğumuz bu teknoloji birikimi, yeni atılımlar için uygun kritik bir birikim kütlesinin çok üstündedir. Ancak robot teknolojinin çok disiplinli olması ve teknolojik karmaşıklığı önemli bir sınırlama gibi görünmektedir.

Robot teknolojisinde ulaşılan bu aşamadan sonra yeni robotların üretimini etkileyecek olan etmenler iki grupta toplayabilir: Bunlardan birincisi; daha sistematik bir şekilde teknolojinin düzenli ilerlemesine bağlı olan gelişmelerdir.

Gerek donanım gerekse yazılım konularında beklenen gelişmelerin benzer kapsam ve düzeyde robot teknolojisine yansıtılması ile robot teknolojisinde ve uygulamalarında önemli teknolojik ilerlemeler beklenmektedir. Bu kapsamda, örneğin duyucu teknolojisinde olası bir gelişmenin aynı düzeyde robot teknolojisine aktarılması olağan bir gelişme sürecidir.

Bu tür gelişmeler sınırlı da olsa öngörülebilen teknolojik gelişmelerdir. Robot teknolojisinin geleceğine bakıldığı zaman başlıca üç ayrı teknoloji alanında yer alan gelişmelere çok bağımlı olduğu görünüyor.

Bunlardan ilki duyucu teknolojisidir. Duyucu teknolojisinde ulaşılan düzeyde sürekli ve hızlı bir boyutsal küçülme yaşanmaktadır. Bu husus robot teknolojisinde katlanarak, robot boyutlarında küçülme ve buna bağlı yeni uygulamalar üretimi söz konusudur. MEMs (Mikro Elektro Mekanik Sistemler) teknolojisinin henüz gelişmekte olması bu konudaki beklentileri daha da iyimser yapıyor. Benzer eğilim eyleyici teknolojisinde de yaşanıyor. Bilinen eyleyici sistemlerinin giderek küçülen boyutları ile birlikte gelişen yeni uygulamalar daha az güç ve enerji gerektiriyor, bu da küçülme sürecini giderek hızlandırıyor.

Entegre bulut yaklaşımı işletmelerin çalışma şekillerini değiştirmek için, yapay zeka ve bulut teknolojisini kullanmalarına imkan sağlayacak.

Yapay kaslar, piezoelektrik malzemeler ve hafızalı malzemeler gibi yeni eyleyici önerileri ile robot tasarımında kullanılabilecek teknolojilerin artması sonucu tasarlanan ve üretilen robot çeşitliliği de artmaktadır. Duyucu ve eyleyici teknolojisine paralel olarak işlemci teknolojisi ve yapay zeka yazılımları robotların geleceğini belirleyen ve sınırlayan önemli bir hususdur.

Ancak işlemci teknolojisindeki gelişmelerin bugünkü düzeyinde robot teknolojisindeki gelişmelere önemli bir engel olmadığı ve yakın zamanda da olmayacağı düşünülmektedir. Robot teknolojisini belki de en az sınırlayan alan yapay zeka yazılımlarıdır. Robot uygulamaları için konu önemli olmasına rağmen yakın zamanda bu konuda önemli bir darboğaz veya beklenmedik bir sıçrama veya ilerleme öngörülmemektedir.

Robot teknolojinin gelişim sürecini ve uygulamaları sayı ve çeşitlilik olarak belirleyen diğer husus ise, bilinen teknolojiyi kullanarak yeni robotların tasarlanmasını ve üretimini sağlayan insan yaratıcılığıdır.

Bu konudaki beklenen gelişmeleri ve olası gelişim yönünü ve hızını belirlemek önceki konuya göre daha güçtür. Yeni robotların üretimi veya var olan robotların yeniden tasarımında en önemli etmen, tasarımcının yaratıcılığıdır.

Güncel olarak var olmayan sistem, cihaz ve makinaların tamamen düş gücünü kullanarak önce insanın düşüncesinde, daha sonra var olan teknolojik olanakları kullanarak fiziksel olarak gerçekleştirilmesi, bilimsel ve mühendislik yaratıcılığı olarak tanımlanan bir olgudur.

Bu tür yaratıcılık bilim ve mühendislik tarihinde her zaman en önde gelen itici güçlerden birisi olmuştur. Varolan bilimsel ve teknolojik bilgi birikimine insanın yaratıcılığının eklenmesi ile teknolojik gelişim sürecimizde çok önemli sıçramalar oluşmuştur. Robot teknolojisindeki önemli beklentilerden ikinci grup, bu tür insan yaratıcılığına bağlı ve sıçrama niteliğinde gelişmelerdir.

“Entegre bir bulut hizmeti işletmelere sadece güçlü bir temel sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda müşterilerine yenilikçi hizmetler sunmalarına ve rakiplerinden daha da hızlı büyümelerine imkan da tanıyor.”

İnsan yaratıcılığından kaynaklanarak gelişen robot teknolojisinde özellikle bir grup robot dikkat çekmektedir. Bu robotlar varolan biyolojik sistemleri (özellikle hayvanları) taklit eden robotlardır. Bu kapsamda yılan, maymun, köpek, böcek gibi canlıları görünüm ve işlevsel olarak taklit edebilen çok sayıda robot yapılmıştır. Halen bu tür robotların tasarımı ve geliştirilmesi konusunda değişik merkezlerde önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bu tür çalışmaları sistematik bir düzenleme içinde tanımlamak mümkündür, ancak taklit edilmeyi bekleyen canlıların sayısının çok yüksek olması bu çalışmayı güçleştirmektedir. Bu çalışmaların robot teknolojisine en önemli katkısı. Varolan teknolojinin robotlar üzerinde yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamak, teknolojinin sınırlarını sınamak ve zorlamaktır. Canlıların robot teknolojisi kapsamında işlevlerinin taklit edilmesi robot teknolojisini etkileyecek ve itici güç oluşturması muhtemel en önemli hususlardan birisidir.

Bu kapsamda Biyomimetik gibi yeni gelişmekte olan bilim kollarının önemli katkıları olması beklenmektedir. Robot teknolojisinde uygulama düzeyinde yakın gelecek içindeki beklentiler, robot teknolojisi üzerine yoğunlaşmış araştırma merkezleri ve üniversitelerdeki araştırma çalışmalarının sonuçlarına bağlı olarak gelişecektir. Endüstriyel robot teknolojisinin beklentileri daha hafif ve daha hızlı robotlar geliştirilmesi yönündedir.

Üretim maliyetlerinin azaltılması üretim mühendislerinin robot teknolojisinden bekledikleri en önemli hususdur. Benzer şekilde endüstriyel nitelikli gezer robotların üretim maliyetini azaltıcı ve üretim hızını arttırıcı etkileri beklenmektedir. Bu beklentiler tüm robot uygulamalarında vardır. Giderek artan hassasiyet, güvenilirlik ve azalan maliyetler genel beklentiler içinde ön sırada yer almaktadır. Endüstriyel, tarım, askeri, tıp ve diğer uygulamalarda kullanılmakta olan robotlar giderek sayı olarak çoğalacak, kalite ve güvenirlikleri artacaktır. Bu konuda her sektörde az veya çok daha iyimser olmak için bir eğilim vardır. Bu eğilimin gelişen üretim teknolojisi ile artarak süreceği ve yakın zamanda bazı konularda insan müdahelesine gerek kalmadan bazı işlerin diğer teknolojilerin izin verdiği en iyi şekilde yapımı mümkün olabilecektir.

Robotların diğer gelişim yönü ise, varolan uygulamalara ek yeni uygulamalar üretilmesidir. Bu konu daha çok yaratıcılık istemekle birlikte hem gündelik yaşantımızda, hem de tüm sektörlerde robot teknolojisi uygulamasıyla ilgili çok büyük boşluklar olduğunun düşünülmesidir. Bu boşlukların robot teknolojisi ile doldurulması, güncel bilgi birikimize göre teknolojik olmayıp daha çok ekonomik kararlara ve ayrılacak insan gücüne bağlıdır. Yeni robot uygulama alanlarının üretilmesi ise tamamen düş gücüne bağlıdır. Bu kapsamda robot teknolojisinin yaygınlaştırılması, özellikle her düzeyde eğitim kurumlarında robot teknolojisi konusunda çalışmalar yapılması, mümkün olduğu kadar çok sayıda insana bu teknolojinin ulaştırılması ile insanlarda varolan yaratıcılık yeteneklerinin bu konuya yönlendirilmesi ile olası robot çeşitliğinin artırılması hedeflenmelidir.

Yapay zeka (AI) ve robot teknolojisi artık uzak bir gelecek değil ve hızla hayatımızın bir gerçekliği halini alıyor. Bu yeni teknolojiler, kullanılmakta oldukları imalat sektörünün de dışında birçok farklı sektöre çeşitli avantajlar sunacaktır. Geleceği düşünen şirketler yapay zeka ve robot teknolojisini hayata geçirerek yeni teknolojik devrimi yani Endüstri 4.0’ı benimsemektedirler. Örneğin, sohbet robotlarını ele alalım. İşletmeler, bilgisayarların ve müşterilerin sorularını anlaması ve yanıt verebilmesi için gittikçe daha fazla oranda yapay zeka kullanmaktadırlar.

Aynı zamanda finans kuruluşları da artan veri hacimleriyle başa çıkabilmek için otomasyon kullanmaktadır. “Bulut: Endüstri 4.0’a giden yol” adlı raporda da tespit edildiği üzere işletmelerin %60’ı mevcut yapay zeka teknolojisini hayata geçirmiş durumda veya geçirmeyi planlıyor. Hızla gelişen dijital çağda ön sıralarda kalabilmek için işletmelerin doğru teknolojiye sahip olması çok önemlidir. Teknolojinin hızla değişen temposuna ayak uydurabilmek içinse işletmelerin doğru yapılara sahip olmaları gerekiyor.

Entegre bir bulut hizmeti işletmelere sadece güçlü bir temel sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda müşterilerine yenilikçi hizmetler sunmalarına ve rakiplerinden daha da hızlı büyümelerine imkan da tanıyor. Araştırmaya katılanların %63’ünün entegre bir bulut modelinin gelecekteki başarıları için önemli olacağını söylediğini göz önünde bulundurulursa birçok şirketin entegre bulut modelinin öneminin farkına varmaya başladığı da görülebilir.

Entegre bir Bulut Platformu ve Bilişim Hizmetleri ile işletmeler uygulamalarını eskisinden çok daha hızlı bir şekilde geliştirip test ederek yenilik yarışında öne çıkabiliyor. Başarılı ürünlerin de pazara hızlıca sürülebilmesi, işletmelerin sürekli değişen müşteri taleplerine ayak uydurabilmelerini sağlamaktadır.

“2020 yılına kadar milyonlarca işin robotlar tarafından yapılacağına yönelik raporlar düşünüldüğünde otomasyon ve yeni teknolojileri benimseyen işletmeler, varlıklarını korumaya devam edebilecekler.”

Yeni uygulamaları hızlıca test ederek maliyetlerini azaltabilmekte, yatırımları ve kaynaklarını da başarılı yeni uygulamalara odaklayabilmektedir. İşletmeler ancak Bulut Platformlarını ve Bilişim Hizmetlerini entegre ederek bulutun tüm avantajlarından faydalanabilir ve müşterileri için en yeni hizmetleri test edebilir. Entegre bulutun gücünü küçümseyenler ise eski sistemlerinin yükü altında geride kalma riskiyle karşı karşıyadırlar. Çalışmada da görüldüğü üzere katılımcıların %60’ı katı BT altyapılarının yenilikçilik yetkinliklerini engelledikleri kanaatinde.

Ancak şirketlerin bulut teknolojisini benimsemenin yanı sıra yenilikçiliğe yönelik bakışlarını da ele almaları gerekir. Endüstri 4.0 sadece yeni teknolojiler getirmekle kalmıyor aynı zamanda yenilikçilik kültürünü de teşvik edip yeni fikirlere daha fazla önem veriyor.

2020 yılına kadar 5,1 milyon işin robotlar tarafından yapılacağına yönelik raporlar düşünüldüğünde otomasyon ve yeni teknolojileri benimseyen işletmeler, kaynaklarını en yenilikçi fikirlerin geliştirilmesine yoğunlaştıracak şekilde boşa çıkartabilecek ve bu sayede ArGe, satış ve pazarlama alanlarına daha fazla sermayesi ve yatırım yönlendirip müşteri deneyimlerini daha da geliştirebilecektir.

Her ne kadar bazı işletmeler bulutun faydalarını görmeye çoktan başlamış olsalar da PaaS ve IaaS çözümlerini nasıl entegre edecekleri, rekabette nasıl bir noktaya ulaşacakları belirleyici olacaktır. Yenilikçilik yarışı devam ederken rekabette önde olmak isteyen şirketler de Endüstri 4.0 kavramını gerçeğe dönüştürecek güvene sahip olmalıdırlar.

Kaynakça:

  • https://www.oracle.com/tr/cloud/paas/features/use-of-ai-and-robotics.html
  • http://www.teknonce.com/robot-nedir-robotlar-nasilcalisir.html
  • https://kkefrobotik.tr.gg/Robotlar%26%23305%3 Bn-Gelece%26%23287%3Bi.htm