Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

YENİ BİR GÖRME BİÇİMİ OLARAK “YAPAY ZEK”

Teknolojinin hızla gelişmesi, buna bağlı olarak nesnelerin internetiyle günlük hayatta kullandığımız pek çok şeyin birbirine bağlı hale gelmesi; Yapay Zekâ, konuşma tanıma, görüntü işleme ve otonom sistemler gibi robotik teknolojiyi besleyen unsurların gelişmesine ve daha hızlı, daha güçlü, daha akıllı robotların tasarlanmasına imkan sağlıyor. Robot ve otomasyon sistemleri, endüstrinin rekabet gücünde kilit rol oynuyor. Robot, montaj, robot sistemleri ve endüstriyel görüntü işleme sistemlerinin daha yoğun kullanılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesini ve yüksek kalite standartlarına erişilmesini sağlıyor. Robotik teknolojileri, başta makina, elektronik ve bilgisayar mühendisliği olmak üzere çok sayıda mühendislik ve bilim dalının bileşimi. Bu açıdan disiplinlerarası bir alan. Dolayısıyla robotik teknolojilerine yönelik strateji ve politikalar belirlenirken, geniş kapsamlı, kapsayıcı bir bakış açısı ile değerlendirme yapmak gerekiyor. Günümüzde, internet ve mobil teknolojilerin gelişimi, elektronik, nano teknoloji, tıptaki gelişmeler, sağlık ve dijital uygulamalar ve benzeri mekatronik çalışmalar hızlanıyor.

Yapay Zekâ ve robotik teknolojinin iş hayatına etkileri konusundaki yeni gelişmelere iş dünyası duyarsız kalmıyor. Gelecekte, ticari terimler ve iş güçlerinin biçimleri değişecek. Yeni teknolojileri kullanarak değişen iş yapma biçimleri iş hayatında ciddi etkilere sahip olacak gibi gözüküyor. Ülkelerin ve dünyanın yeni ekonomi modelleri bu etkiler üzerinden şekillenecek. Dünyadaki şirketler Yapay Zekâ teknolojilerinin yeteneklerini araştırıyor.

Yapay Zekâ kullanım maliyeti düştükçe otomatikleştirilebilecek görevlerin kapsamı daha da genişliyor. Bu da beraberinde birçok yeni teknolojinin gelişmesine neden olmakla birlikte yeni iş kollarının da doğmasına neden oluyor. Bu bağlamda hem şirketlerin hem üniversitelerin ortak bir paydada buluşup iş birliği yapmaları büyük önem taşıyor. Bununla birlikte gelecekte müşteri istekleri de değişecek ve daha kişiselleştirilmiş ürünlerin yanı sıra daha geniş kapsamlı ve daha fazla çeşitlilik talep edilecek. Küresel rekabette başarılı olmak isteyen şirketler, üretim ve dağıtım süreçlerinde çalışacak akıllı robotlar ve AR-GE, satış pazarlama ve yönetim süreçlerinde kullanılacak Yapay Zekâ sistemleri ile bunların dış dünyayla bilgi alışverişlerini sağlayacak becerilere sahip sistemleri kullanmak durumunda olacaklar. Şirketlerin üretiminin pazarın ihtiyaçlarını karşılamak için hızlı bir şeklide uyum sağlaması gerekiyor. Bunu yapmak ise çağa uydurmaktan yani Endüstri 4.0’dan geçiyor.

Oxford Insights’ın verilerine göre: “Yapay Zekâ teknolojilerinin 2030 yılına kadar küresel ekonomiye 15 trilyon dolar katkıda bulunacağı tahmin ediliyor. Kuzey ülkelerinin bu kazanımlardan güney ülkelerine göre daha çok yararlanacağı öngörülüyor. Bu nedenle, güney ülkelerinin dördüncü sanayi devriminde de geride kalma riski var. Bu durum, bu ülkelerin sadece Yapay Zekânın potansiyel faydalarını daha az kullanmasıyla sonuçlanmayacak, aynı zamanda küresel eşitsizliklerde makasın genişlemesi tehlikesini de ortaya çıkaracak. Yapay zekâ dünyadaki hükümetlerin kamu hizmeti sağlama şeklini değiştirme gücüne sahip. Bu da vatandaşların hükümetle ilgili deneyimlerini büyük ölçüde artırabiliyor. Hükümetler verimliliği artırmak, zamandan ve paradan tasarruf etmek ve daha kaliteli kamu hizmetleri sunmak için hali hazırda operasyonlarında ve hizmetlerinde Yapay Zekâyı uygulamakta. Uluslararası Kalkınma Araştırma Merkezi (IDRC)’nin desteğiyle üretilen Oxford Insights’ın 2019 Devletlerin Yapay Zekâya Hazır Olma Endeksi, tüm Birleşmiş Milletler ülkelerini kapsıyor ve kamu hizmetlerinde yapay zekâ kullanmaya hazır olmalarına göre 194 ülke ve bölgedeki hükümetleri puanlıyor. Puanlama yönetim, altyapı ve veri, beceri ve eğitim ve son olarak hükümet ve kamu hizmetleri olmak üzere 4 kümeden oluşuyor. Beklendiği gibi üst sıralara, güçlü ekonomileri olan, iyi yönetime ve yenilikçi özel sektöre sahip ülkeler hakim durumda. Yapay Zekâya en hazır olan ülkelerde Singapur başı çekiyor. İlk yirmiyi Avrupa ülkeleri domine etse de Kanada, Avusturalya, Yeni Zelanda ve dört Asya ülkesi de bu listede yer alıyor. Merkezi ve lokal hükümetler Yapay Zekâyı uygulamasına rağmen sürpriz bir şekilde Çin ilk yirminin görece sonlarında yer alıyor. Bu durum büyük ölçüde veri eksikliklerinden kaynaklanıyor. En iyi performansa sahip bölge ise Kuzey Amerika. En kötü performanslar ise Afrika ve Asya-Pasifik’te. Hükümetler tarafından yapılacak eylemler çok dikkatli yapılmalı. Etik ve güvenliğe özen gösterilmeden uygulanırsa, yapay zekâ kamu hizmetlerinde en iyi ihtimalde etkisiz, en kötü ihtimalde de çok tehlikeli olabilir. Hükümetlerin yapay zekâ hazırlığını değerlendirmesi ve puanlaması küresel bir yarış oluşturmak değil, aksine politikacıların nerelerde iyi performans sergilediklerini ve nerelerde kötü performans sergilediklerini görmelerine yardımcı olmak gibi okunmalı.”

Kaynakça: https://www.oxfordinsights.com/ai-readiness2019