Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

GELENEKSEL SİSTEMLERİN EZBERİNİ BOZAN TEKNOLOJİLER “YAPAY ZEK”

GÜNÜMÜZDE YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİLERİNİN FARKLI ÇALIŞMA ALANLARINA BÜYÜK GELİŞMELER SAĞLADIĞINI VE ÇALIŞMA YÖNTEMLERİNİ DEĞİŞTİRDİĞİNİ GÖRÜYORUZ. YAPAY ZEKÂNIN ENDÜSTRİDE YER ALMASIYLA ÇALIŞMA SİSTEMLERİ VE ENDÜSTRİYEL YAPILARDA DA DEĞİŞİMLER YAŞANIYOR. BU TEKNOLOJİLER ESKİ SİSTEMLERE “YIKICI” BİR İTİCİ GÜÇ OLACAK GİBİ GÖZÜKÜYOR. BU KAPSAMDA BU YENİ DÜNYANIN DOKUNDUĞU TEKNOLOJİLERİ VE KULLANIM ALANLARINA ODAKLANIYORUZ.

İnternet ve mobilin hayatımıza girmesiyle başlayan kırılma noktası nesnelerin interneti, bulut, büyük veri analitiği, endüstri 4.0, yapay zeka, artırılmış sanal gerçeklik, robot teknolojileri gibi başka kırılma noktaları yaratarak bugün bize dijital, bağlantılı, akıllı ve zeki bir dünyayı kazandırmış durumda. Eski olanın yerle bir olduğu ve insanın teknoloji sayesinde oluşturduğu bu yeni yaşam düzenine dahil olamayanların ayakta kalamayacağı hatta yaşayamayacağı gerçeği giderek daha da somutlaşıyor. Artık hepimiz bu yeni dünya düzeninde soluk alacağız, haberleşeceğiz, öğreneceğiz. “Yapay zekâ” kavramının geçmişi aslında modern bilgisayar bilimi kadar eskidir. Fikir babası, “Makineler düşünebilir mi?” sorunsalını ortaya atarak makine zekâsını tartışmaya açan Alan Mathison Turing’dir. 1943’te II. Dünya Savaşı sırasında Kripto analizi gereksinimleri ile üretilen elektromekanik cihazlar sayesinde bilgisayar bilimi ve yapay zekâ kavramları doğdu. Ve gelişen teknolojiler bu kavramların hem anlamlarını hem de kullanım alanlarını her geçen gün geliştiriyor. Düne kadar teknoloji bize kolaylık, hız, konfor gibi şeyler sunuyorken ya da biz teknolojiden bunu bekliyorken bugün teknoloji artık bize sonsuzluk ve sınırsızlık vaat ediyor. Teknolojik gelişmeler bizi öyle bir noktaya getirdi ki artık hiçbir şeye şaşırmıyor ve hayret etmiyoruz. Çünkü dün hayal ettiğimiz ya da fütüristik dediğimiz pek çok şey bugün yaşamımızın merkezine oturmuş durumda. Teknoloji insan yaşamını değiştirmekle kalmıyor insanın kendisini değiştiriyor. Örneğin geleceğin insanları artık yapay zeka ile üretilmiş robotlar olabilir. Yapay zekâ özellikli akıllı şeyler, hızla insanın yaptığı pek çok şeyi yapabilir noktaya geliyor. Her şeyi akıllı hale getirmek ya da akıllı bir dünya oluşturmak ve bunun için yapay zek âdan yararlanmak aslında yeni bir kavram değil. İkinci Dünya Savaşı sonrası artan teknolojik gelişmelerin bugün bizi getirdiği nokta, insanın yapabildiği pek çok şeyi makinelerin, nesnelerin ve robotların da yapar hale gelmesi. Hatta makinelerin insanın yerini alıp alamayacağı sorusu bile hararetli bir şekilde tartışılıyor. Yapay zekâ kavramı insanın kendi çevresini ve evreni daha iyi anlayabilmesini sağlayan süper zek âlar fikrinden ortaya çıktı ve bu fikirle insan zekasına benzer yapay bir zekanın geliştirilerek insan zek âsının handikaplarını aşma yoluna gidilmeye çalışıldı. Bu fikirden hareketle sonsuz ve sınırsız bir biçimde yaşamımızın her alanında akıllı ve zeki şeyler tasarlanıp üretilmeye başladı. Örneğin robotik, yapay zekâ ve makine öğrenimindeki gelişmeler; makinelerin insan performansıyla eş ya da onlardan daha iyi performans göstermeleriyle birlikte yeni bir otomasyon çağına girmemize yol açtı. Yanı sıra yapay zeka ve robotik sayesinde doktorlar, sürücüler, hamallar, polisler, fabrika işçileri, hasta bakıcılar, öğretmenler, hizmetçiler, yazarlar, sporcular, müşteri temsilcileri, bankacılar vb. pekala bir makine olabilir. Çünkü bugün öngörülen talimatları yerine getirmekten ziyade öğrenebilen, uyarlayabilen, tasarlayabilen ve potansiyel olarak özerk davranabilen akıllı şeyler oluşturmak dijital ekonominin başlıca konusu haline geldi.

11.2 MİLYAR ADET BAĞLANTILI CİHAZ

2018’de dünyada 11.2 milyar adet bağlantılı cihaz bulunduğu ve bu sayının 2020’de 20.4 milyarı bulacağı öngörülüyor. Bu bağlı dünyada yalnızca nesneler değil her şeyin bağlı olması ve birbirini etkilemesi bekleniyor. Ancak bağlı olmanın çok ötesinde toplanan dev veri kütlelerinin anlık analiz edilerek gerekli iş sonuçlarını doğurabilmesi yani tam ve akıllı otomasyon hedefleniyor. Bu da bizi analitik, yapay zekâ ve akıllı robot teknolojilerine götürüyor. Verinin toplanması ve dijital ortamlara aktarılması noktasında IoT, büyük veri ve bulut bilişim sistemleriyle etkinliğini daha da artırıyor. Nesnelerin interneti sayesinde elde edilmekte olan büyük veri potansiyelinin yapay zekâ algoritmalarıyla desteklenerek büyük bir değere dönüştürülüp ekonomik ve sosyal anlamda büyük geri dönüşler sağlaması hedefleniyor.

PEKİ BU YAPAY ZEKÂNIN KULLANIM ALANLARI NASIL OLACAK?

Yapay zekâ kullanımı gün geçtikçe ihtiyaç duyulan yeni alanlarda kendini göstermeye devam ederken, kullanımı aktifleşmiş alanlarda yeni yasaları da beraberinde getiriyor. Örneğin; California’da otonom araçlar için çıkarılan yasa, yapay zekâ uygulamalarının artık hayatımızın bir parçası olduğunu oldukça iyi kanıtlar durumda. Yapay zekâ hayatımızın parçalarını oluşturdukça, sırada hangi uygulama var diyerek geleceği merak etmemek elde değil. Kullanım alanlarına gelecek olursak hasta tedavisi ve sağlık analizlerinden başlayabiliriz. Hayatımızın kaliteli ve huzurlu bir şekilde devam edebilmesi için ‘’sağlık’’ hepimizin ilk ihtiyacı. Yapay zekanın geliştirileceği ve gelecekte bir çok çözümü beraberinde getireceği en güçlü kullanım alanı sağlık sektörü olarak görülüyor.

Yapay zekâ ve sağlık sektörü birlikte incelendiğinde günümüzün en büyük eksiği, hastaya ait bilgilerin elde edilmesi konusunda yaşanıyor. Oysa her hastadan yıllık, aylık, günlük ve hatta saatlik bilgiler alınabilse, hasta ile ilgili durum yapay zeka ile gerçek zamanlı olarak analiz edilebilir ve hastalık durumunda ya da periyodik dönemde, elde edilen bilgilerle tedavi süreci daha doğru zamanda ve daha koordine bir yapıda sağlanabilir. Günümüzde her ne kadar bu konuda birçok uygulama ve çalışma olsa da, gelecekte hastaya ait bilgilerin, mobil cihazlar, giyilebilir cihazlar ve IoT cihazları ile kullanılan uygulamalarla, daha kısa sürede daha etkili çözümler oluşturulacağını düşünüyoruz.Yapay zekânın sağlık sektöründeki uygulamalarına örnek olarak, Google’ın geçtiğimiz günlerde doktor asistanı görevini gerçekleştiren yapay zeka çalışmasını gösterebilir. Bir başka örnek sesli asistanlar. Gelecekte Alexa ve Google Home gibi sesle çalışan ve kişisel asistanlık görevi yapan cihazların daha da gelişerek, doğal dilde diyaloglar oluşturarak kişisel ihtiyaçlarımızı karşıladıklarını göreceğiz. Yapay zekânın makine öğreniminde daha iyi seviyelere gelmesiyle, bu sistemler doğal konuşma yapısını çok daha iyi anlayacak ve iletişim kurmanın yollarını çok daha iyi öğrenecekler. “Her” filmini hatırlayın ve günümüzde herkesin evinde bir Samantha olduğunu düşünün. Kulağa çok da kötü gelmiyor öyle değil mi? Bir diğer sektör ise perakende. Doğru stratejiler kullanıldığında yapay zeka, tüm perakende sektörleri için büyük bir araç ve kaynak. Günümüzde perakende sektöründe müşteri etkileşimi araçlarının bir çoğu yapay zeka teknolojileri ile desteklenerek akıllı müşteri deneyimi kampanyaları oluşturuluyor ve yönetiliyor. Hem dijitalde hem de fiziksel hayatta kullanıcı deneyimlerinin yapay zeka ile çok daha etkili ve verimli olduğu zaten biliniyor. Gelecekte ise perakendeciler, makine öğreniminin geliştirilmesiyle, müşteri ve markaya karşılıklı yarar sağlayan etkileşimleri organize edecek en büyük kaynağın yapay zeka olduğunu biliyor ve çalışmalarını bu alanda geliştirmeye devam ediyor. Örneğin, yapay zeka alt yapısı ile sesli asistan Alexa, günümüz pazarlamacıları için oldukça önemli bir platform olarak görülüyor ve kişiselleştirilmiş kampanya deneyimleri bu platform üzerinden yönetiliyor.

DÜNYANIN İLK YAPAY ZEKÂ PARKI

Çin yapay zekâ konusunda birçok ülkeye göre öncelik ediyor. Hatta Pekin şehrinde 34 hektar alanda, dünyanın yapay zeka temalı parkını ziyaretçilerine açtı. Dünyada ilk olma özelliği taşıyan yapay zekâlı park bünyesinde sürücüsüz servis araçları, turistlere cevap verebilen akıllı hoparlörleri ve veri kaydı yapabilen akıllı lambalarıyla ziyaretçileri şaşırtıyor. Yapay zekâ teknolojilerinin hızı geleneksel sistemlerin ezberini çoktan bozmuş gibi gözüküyor.