Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

Lojistiği Sahada Öğrenme Fırsatı Veren Okul: “Beykoz Lojistik Meslek Yüksek Okulu”

Doç. Dr. Ezgi Uzel AYDINOCAK, Beykoz Üniversitesi Beykoz Lojistik Meslek Yüksek Okulu Müdürü

Beykoz Üniversitesi, tüm akademik birimlerinde 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında ön lisans programlarında 3+1, lisans programlarında 7+1 eğitim modelini uygulamaya başladı. Bu model ile öğrenciler en az bir yarıyıl sektör işletmelerinde teoride aldıkları bilgileri uygulama imkânı bulacağından sektörün aradığı nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi daha kolaylaşmış olacak.

Lojistik Uygulamaları ve Araştırmaları Merkezi hakkında bilgi alabilir miyiz?

Lojistik Uygulamaları ve Araştırmaları Merkezi, Beykoz Üniversitesi bünyesinde yerel, ulusal ve uluslararası boyutta, lojistik konularında üniversite devlet-toplum-sektör iş birliğini sağlayarak lojistik alanındaki gelişmelere paralel yeni stratejiler oluşturmak, lojistik sektörünün gelişimini hedef alarak bölgenin ve ülkenin rekabet edebilirliğine destek olmak amacıyla bilimsel çalışmalar yapmak ve projeler üretmek amacıyla 2013 yılında kuruldu. Merkezimizin temel faaliyet alanları; ön lisans, lisans, yüksek lisans öğrencilerine ve bireylere sektörle iş birliği içinde belirlenecek olan ihtiyaçlar doğrultusunda; lojistik alanında eğitim programları, seminerler, konferanslar ve geziler düzenlemek, ulusal ve uluslararası çevrelerden destek alabilecek lojistik projeleri geliştirmek, aynı zamanda tüm bu faaliyetlerin koordinasyonunu sağlayarak uygulama konusunda sektöre destek ve danışmanlık hizmetleri vermek, lojistik alanında bilimsel ve sektörel araştırmalar yapma, belirtilen hizmetlerin daha iyi yürütülmesi için ilgili her türlü faaliyet ve yayınların, aynı zamanda bu alanlardaki üniversite olanaklarının tanıtımını yapıyor.

Beykoz Üniversitesi’nin “Yaparak Öğren” eğitim modeli çerçevesinde aşağıdaki fiziksel tesisleri lojistik araştırmaları merkezinin kullanımına açıktır: Mesleki Beceriler Merkezi, Mobil Teknolojiler Merkezi, Denizcilik Atölyesi, Kabin İçi Hizmet Laboratuvarı, Lojistik ve Dış Ticaret Laboratuvarı, Bilgisayar Laboratuvarı. Ayrıca merkez kapsamında verilecek eğitim programları, seminerler, konferanslar için fiziksel olarak konferans salonu ve sınıfların bulunmasının yanı sıra uzaktan eğitim altyapısı sayesinde aynı anda 1000 öğrenciye senkron ve asenkron ders verme olanağı bulunuyor.

“3+1 eğitim modeliyle geleceğin lojistikçilerini yetiştireceğiz”

Uygulamaya başladığınız ön lisans programlarında 3+1, lisans programlarında 7+1 eğitim modeliyle öğrencilere ne gibi artılar sunuyorsunuz?

Bu eğitim modelinde öğrenciler, ön lisans programlarında 3 yarıyıl, fakülte ve yüksekokullarda ise 7 yarıyıl teorik eğitimlerini alacaklar; 1 yarıyıl boyunca ise işletmelerde işyeri uygulaması yaparak eğitimlerini tamamlayacaklar. Bu yöntemle, teoride aldıkları eğitimlerini gerçek iş hayatının içinde yaşayarak tamamlama olanağı bulacaklar. Bu yeni sistem sayesinde, öğrencilerimizin teorik eğitimde elde ettiği kazanımların yanı sıra; teknolojik gelişmelerin takibi, teorik bilgilerin uygulama becerisine dönüşümü, iş deneyimi ve iş disiplininin oluşturulması, ekip çalışması ruhunu kazanımı gibi becerileri de kazanacaklar. Öğrencilerimizin yanı sıra bu modelden işletmeler de birçok fayda sağlayabilir. Bunları; işletmelerin işe başlangıç eğitimi yükünden kurtulmaları, işe hızlı adaptasyon sağlanması, daha kısa sürede nitelikli eleman yetiştirmeleri, iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun programların geliştirilmesine katkı sağlanması, üniversite ile iş birliği olanağının artması, işletme kültürüne uyumlu öğrencilerin tespiti ve ihtiyaç halinde istihdamı şeklinde sıralayabilirim.

Sektörün gidişatını nasıl buluyorsunuz?

Öğrencilerinizi bu konuda nasıl yönlendiriyorsunuz? Sektör şu sıralar dünyada ve ülkemizde yaşanan politik ve ekonomik problemler nedeniyle sıkıntıda. Özellikle Lojistik Performans Endeksi 2018’e göre ne yazık ki ülkemiz 47. sıraya gerilemiş durumda. Bunda mevzuata, altyapıya bağlı bazı sorunlar göze çarpıyor ancak en temel problemlerden birisi de lojistik hizmet kalitesi. Lojistik hizmet kalitesi olarak karşılaştığımız düşüş doğrudan işgücüne bağlı bir sonuç. Bu anlamda artık teknolojiye dayalı, insan odaklı bir dönemde varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Endüstri 4.0 ile beraber artık emeğe dayalı değil teknolojiye dayalı insan kaynağına ihtiyaç duyulması nedeniyle öğrencilerimizin bu yeni dönemde teknolojiye adapte olmaları, yetkinliklerini artırmaları, uygulamaya önem vermeleri gerekiyor. Bu anlamda az önce bahsettiğim gibi yaparak öğrenmeye olan inancımız gereği ön lisans programlarında 3+1, lisans bölümlerinde ise 7+1 eğitim modelini benimsedik. Ayrıca günümüzde mesleki eğitimin yanı sıra bireylerin kişisel gelişimlerinin de önemli olduğunun farkındalığıyla üniversitemizde Yetkinlik Geliştirme Programı’nı geliştirdik. Bu program sayesinde öğrencilerimizin güçlü ve gelişmeye açık olan taraflarını keşfedip kişiye özgü eğitimler sunmayı hedefliyoruz. Uluslararasılaşma üniversitemizin bir diğer odak noktası. Bu anlamda dünya vatandaşı bireyler yetiştirmek, yabancı dil kullanımını artırmak, yurtdışında eğitim ve staj olanakları yaratmak eğitim-öğretim yaklaşımımızın birer parçası.

Türkiye’de lojistik eğitimini geliştirmek için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Türkiye’de lojistik eğitiminin mutlaka özel sektör-kamu-üniversite iş birliği ile yönlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ülkenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak dünyadaki gelişmelere ayak uyduracak, özel sektör destekli bir anlayış hakim olmalı. Uygulama konusunda sektörün desteği alınmalı. Eğitimde teknolojik altyapıyı geliştirmek, daha çok araştırmaya bütçe ayırmak gerekir. Bu konuda da kamunun desteğine ihtiyacımız var.

Endüstri 4.0 çağına girmemizle beraber Lojistik 4.0 anlayışında ne gibi değişimler yaşanıyor? Siz bu süreçte öğrencilerin eğitim süreçlerinde ne gibi yeniliklere gidiyorsunuz?

Endüstri 4.0’ın lojistik sektörüne ilk yansıması istihdam alanında olacak. Artık emek yoğun değil, teknoloji yoğun işgücüne olan talep artıyor. Özellikle lojistik alanında depolarda robotların ve nesnelerin internetinin kullanılması, yapay zekanın karar verme süreçlerini etkilemesi bireylerin kendilerini farklı alanlarda yetiştirmeleri gerekliliğini ortaya koyuyor.

Satın almadan, depolamaya; stok ve sipariş yönetiminden taşımacılığa lojistiğin tüm kollarında Lojistik 4.0 etkisi hissedilecek. Bu anlamda, lojistik eğitiminin artık klasik eğitim anlayışından teknoloji ile bütünleşmiş interaktif ve uygulamalı hale getirilmesi gerekliliğinin Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu olarak bilincindeyiz. Programlarımızı bu yeni anlayışa göre güncelliyoruz. Laboratuvar ortamında simülasyon uygulamalarına yer veriyoruz. Müfredatımızı teknolojik yetkinlikleri geliştirecek yeni öğrenme biçimleriyle güncelliyoruz. Bilişim okuryazalığı, e-learning, büyük veri araştırma teknikleri, mobil teknolojiler ve maker kültürü üniversitemizin ileri teknoloji kullanımında destek verdiği alanlar.

Lojistik mezunları sektöre girdiklerinde ne gibi sorunlarla karşılaşıyorlar? Bu bağlamda sanayiye ne gibi önerilerde bulunursunuz?

Lojistik mezunlarının yaşadığı sıkıntı ülkenin ve dünyanın içerisinde bulunduğu mevcut durumdan farklı değil ne yazık ki. Ekonomik, politik, çevresel birçok sıkıntı yeni istihdama katılacakları da etkiliyor. Artan rekabet sayesinde maliyet düşürme politikaları işe-giriş oranlarını olumsuz etkiliyor. Üstelik lojistik eğitim veren kurumların artması arz fazlalığına neden oluyor. Bu anlamda işe girerken rekabet çoğalıyor.

Yetkinlikleri, mesleki bilgisi, yabancı dil kullanma becerileri fazla olan bir adım öne çıkıyor. Öğrencilerimizin üzerine düşenlerin yanı sıra sektörden beklentimiz de istihdam sağlarken kariyer paketlerinin çalışanlara sunulması. Yeni kuşak artık çok farklı. Önünü görmek istiyor. Sektörün bu konuda yeni kuşağın iş yapış biçimine ayak uydurması gerekecek. İş gücünü tüketmek yerine sürdürülebilir hale getirmeli. Sabır ve sebatkarlık ne yazık ki yeni kuşağın öne çıkan özellikleri arasında değil. Onlar teknoloji kullanım hızında gösterdikleri başarıyı hayatlarının her alanında hızla eşleştirmiş durumda. Özgüvenleri çok yüksek. Biz eğitimciler olarak bu özgüvenin altını dolduracak yetkinlikleri sağlamaya çalışırken sektöründe istihdam konusunda bizlerle iş birliği yapmasını rica ediyoruz. Emeğe dayalı değil akla dayalı işlerde azami verim alınabilir bir kuşak geliyor. Bu kuşağı ne kadar eleştirsek de gerçeklik olarak karşımızda duruyorlar. Direnmek yerine yeni bir çalışma düzeniyle gençlerimizi istihdama hazırlayacağımıza inanıyorum.