Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

“GIDA SEKTÖRÜNDE TEKNOLOJİ KULLANIMI VE OTOMASYON SİSTEMLERİ”

Modern gıda teknolojisi, gıda maddelerinin üretim süreçleri, sistemleri ve yapıları ile ilgileniyor. Hedef çoğu zaman; tarım ürünlerinden oluşan ham maddenin en iyi şekilde kullanılması ve bu ham maddelerin sanayi işlemlerinde yüksek kaliteli ve güvenlik standartlarına uygun gıda maddelerine dönüştürülmesi. Bu esnada kullanılan modern gıda teknolojisi ve yüksek otomasyon, topluma verimli, güvenli ve kesintisiz bir şekilde gıda maddelerinin sunulabilmesini sağlıyor. Üretimden işlemeye, nakliyeden depolamaya ve son tüketici tarafından alınmasına kadar olan sürecin neredeyse her aşamasında kullanılan teknolojiler her geçen gün ilerliyor. Gıda sektörünün faaliyet alanı; tarımsal ham maddelerin satın alınması, sonra da işlenerek yüksek kaliteli gıda ve içecek ürünlerine dönüştürülmesi ve ürünlerin nihai tüketiciye ulaştırılmasına kadar uzanıyor. Bu sürecin odak noktasında yer alan üretim aşamasındaki en önemli konular; enerji kullanımı, sera gazı emisyonu, kaynak ve atık yönetimi, su ve atık su yönetimi ve ambalajlamadır. Gıda sektörü, tarımsal üretimin büyük bir kısmını satın almakta ve katma değer oluşturmakta. Gıda zincirindeki her paydaş hem bireysel olarak hem de takım üyesi olarak çevresel sürdürülebilirlikte önemli bir rol oynuyor. Bütünüyle gıda sektörünün sebep olduğu çevresel zararları ham madde kaynak verimliliği ve atık yönetimi açısından, enerji kullanımı ve iklim değişikliği açısından, su tüketimi açısından ambalajlama açısından sıralayabiliriz.

ATIK YÖNETİMİNİN ÖNEMİ

Bunların dışında taşıma ve dağıtım aşamaları açısından da ele almak mümkün. Ham madde kaynak verimliliği ve atık yönetimi açısından; bir yandan sürdürülebilir kaynak kullanımını diğer yandan da ekonomik gelişmeyi sağlamak için kaynakların etkili kullanımını artırmak, çevresel etkileri azaltmak bir zorunluluk. Gıda sektörü özellikle katı atık ve atık su üretimi konusunda çevre açısından ciddi bir tehdittir. Gıda sektöründe su tüketimi ve su hijyeni üstünde durulması gereken önemli bir konu. Yaşamın kaynağı olan su kaynaklarının bilinçsizce ve savurganca tüketilmesi ve kirletilmesi çevresel açıdan sürdürülebilirliği tehlikeye atıyor. Gıda sektörü hem talep ettiği ham maddenin tarımsal kaynaklı olması sebebiyle hem de işleme sırasında kullanılan su miktarı sebebiyle aşırı tüketime müsait bir sektördür. Üretimde ortaya çıkan atık suların tehlikeli maddelerden arındırılmaması hem su kaynaklarını hem de toprak kaynaklarını kirletiyor. Atık önleme, gıda zincirinin çevresel etkilerini azaltmak için en uygun yol. Gıda ambalajı ve gıda atıklarını önleme, yeniden kullanma, geri dönüşüm ve geri kazanımı sürdürülebilirliğe katkı sağlarken kaynak kullanımını da azaltıyor. Bu kapsamda firmalar gıdaların hijyeni kadar sonrasında da bıraktığı atıklarla ilgilenmeli.

GIDA SANAYİNDE İNOVASYON

Gıda sanayinde inovasyon; sadece ürüne değil, proses, şirket yapısı, kapasitesi ve hıza odaklanıyor. AR-GE ve girişimciliğin kalite, etkin liderlik, doğru çalışan yönetimi ve önemli pazar etmenleriyle birleştiği örgütsel geliştirme sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Sonuç olarak bu durum tüm gıda zincirlerini etkiliyor. Gıda sektörü çeşitli tarımsal ürünleri girdi olarak kullanırken, çok yoğun olmayan işleme teknolojileri kullanmak ve tüketicinin sağlık ve güvenliğini kontrol altında tutmak amacıyla bazı kurumlar tarafından belirlenen kimyasal ve fiziksel standartları dikkate alıp ürün tasarımı ve sunumuna yönelen bir sektördür. Ayrıca gıda muhafazası amacıyla farklı teknikler (soğuk muhafaza, kurutma, donmuş muhafaza, iyonize radyasyon, kimyasal muhafaza, vakum veya modifiye atmosfer ambalajlama) uygulanmakta, uygulanan teknik; gıdadan gıdaya, ülkeden ülkeye ve zaman içerisinde farklılık gösteriyor. Bu teknolojinin belirlenmesinde de gıdanın teknik özellikleri, kalitenin korunma durumu, maliyetin değişkenliği ve çevre koruma gibi etkenler dikkate alınıyor. Gıdanın insan hayatı için vazgeçilmezliği, sektörün diğer imalat sektörlerine göre nispeten emek yoğun üretime dayalı olması, ayrıca tarım ve sanayi sektörüyle olan yakın ilişkisi, bu sektörde firma sayısının artmasını tetikleyici bir rol oynuyor (Kuşat ve Kösekahyaoğlu, 2012).

Yapısı gereği gıda sektörü küçük ve orta büyüklükteki pek çok firmayı kapsıyor. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, esnek oluşları, müşterilerle yakın ilişki içerisinde bulunmaları ve ürün-hizmet süreçlerini müşteri gereksinimlerine göre daha çabuk adapte edebilmeleri ile inovasyon konusunda daha başarılı oluyorlar. Hatta işletmelerin yaşının, işletmenin bölgesel performansının ve işletmenin büyüklüğünün bile inovasyonu etkilediği tanımlanmıştır (Avermaete vd., 2003; Örücü vd., 2011). Büyük işletmelerde ise sermaye yapılarının çok güçlü olmalarının avantajlarından yararlanarak AR-GE faaliyetlerine daha çok kaynak ayrılıyor ve inovasyon çalışmalarına daha çok ağırlık veriliyor. Ancak talep değişikliklerine çabuk cevap verememeleri bu durumu olumsuz etkiliyor. (Örücü vd., 2011). Gıda sanayinde yapılan AR-GE harcamaları; bilgisayar, elektronik ve motorlu taşıtlar için yapılan harcamanın yanında oldukça düşük kalıyor (Candoğan, 2013). Gıda sektörünün yapısı gereği inovasyona yatkın olmasına rağmen tüketicilerin marketlerde geleneksele yönelmesinden dolayı gıda sektöründe inovasyon daha az görülüyor (Beckeman ve Skjöldebrand, 2007). Bu durum uluslararası pazarda da bu şekildedir. Tüketicilerin, yeni tatlar, ürün çeşitliliği, güvenli gıda, daha az işlenmiş ve daha az katkı içeren gıdalar talep ettikleri düşünüldüğünde geleneksel gıda ürünlerinin önemi iyice anlaşılıyor. Ancak bu durumun aksine artan talebe hızla yanıt verebilen üretim ve pazarlama tekniklerinin ön plana çıkması ile geleneksel yöntemler ve gıdalar yok olmaya başlamıştır. (Kuşat, 2012). Bu durum Türk gıda sanayinde daha fazla görülüyor. Çünkü Türkiye, üretimini çoğunlukla teknoloji ithal ederek gerçekleştiriyor. Ancak, tüketici taleplerinden dolayı geleneksel üretim tekniklerinin kullanılması yönünde büyük bir ısrar sonucunda ithal edilen teknolojinin ülke koşullarına uyarlanmasında önemli eksiklikler bulunuyor (Kuşat ve Kösekahyaoğlu, 2011).

TEKNOLOJİ ÜRETİMİNİ SAĞLAYACAK AR-GE FAALİYETLERİ

Gıda sanayinde faaliyet gösteren işletmeler ya kendi AR-GE faaliyetleri ile ya da diğer firmaların ürettiği bilgi ve teknolojileri uyarlama veya yeni teknolojiyi içeren makine ve ekipman kullanma yoluyla teknolojik yenilikleri gerçekleştirmeli ve teknolojik gelişmeye katkıda bulunmalı. Diğer taraftan ülkemiz gıda sanayinde teknolojik açıdan arzu edilen gelişmeyi sağlayabilmek için dünyadaki son gelişmeleri ve bu gelişmelerin kullanılabilme imkanlarını araştıracak, sanayicilere uygun teknoloji seçiminde yol gösterecek bir birim oluşturulmalıdır.Gıda işletmelerinin teknoloji üretimini sağlayacak AR-GE faaliyetleri konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar ön planda tutulmalıdır. İmalat sanayinin önemli bir alt kolu olan gıda sanayine hem iç pazar hem de dış pazarda rekabet edebilecek özelliklere sahip ürünleri üretebilmesi için teşvikler de dahil gerekli tüm destekler sağlanmalı. Burada özellikle gıda sanayinin ihtiyacına cevap verebilecek kalite ve miktarda ham maddenin sağlanabilmesi hususuna özel bir önem verilmelidir. Sektör çözümleri olarak incelediğimiz dosyalardan ilki olan gıda endüstrisine farklı örneklerle baktık. Örneğin, Biyometanizsyon çevre lisanslı ilk gıda fabrikası.

Türkiye’deki PepsiCo fabrikaları arasında ilk kez Suadiye fabrikası bünyesinde kurulan Organik Atık Tesisi sayesinde fabrika, 2012 yılından beri sıfır atıkla çalışıyor. 2014 yılından itibaren üretimden kaynaklı organik atıklar, yine Suadiye Fabrikası Organik Atık Tesisi’nde 4200 m3 ıslak hacimli Anaerobik Reaktörlerde işleniyor. Enerji üretiminde değerlendirildikten sonra kalan atıktan ise PepsiCo’nun patates üretim alanlarında kullanılmak üzere Organomineral Gübre “Naturalis” üretiliyor. Naturalis ile gübre üretiminde kullanılan kimyasal %40 oranında azaltılırken, toprağa karışacak kimyasal miktarı ise minimum seviyeye indiriliyor. Böylece “Sıfır atık” hedefine ulaşırken işlemden kaynaklı CO2 salınımı da %11,5 oranında azaltılıyor. Gelişen teknolojiler beraberinde enerji yönetimini de efektif hale getiriyor. Otomasyon çözümleriyle daha verimli ve düşük maliyetli şale paketleme konspeti için Omron’un robotları ve kontrol teknolojileri de gıda endüstrisine yardımcı olacak çözümler sunuyor. Her ay işleyeceğimiz farklı sektörlerden ilki olan gıda endüstrisi ve çözümlerini derledik.

Yazı: Seval Akbulak