Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

DÜNYA GENELİNDE ARTAN ELEKTROMOBİLİTE

FESTO SANAYİ VE TİCARET

Yıl 2050. Her üç kişiden ikisi büyük şehirlerde yaşıyor. Mobilite, tıpkı temiz hava solumak gibi, insanların kanıksadığı bir şey. Sokaklarda, hiç gürültü çıkarmayan ve emisyonsuz elektrikli araçlar dolaşıyor. İnsanlar araçlara biniyor ama hiç kimse direksiyona oturmuyor çünkü artık direksiyon yok. Sürücüsüz araçlar sıradan hale geldi. E-mobilite çağı insanların artık mesafeler, onarımlar, sigorta ve işlerin garanti kapsamında yapılması hakkında düşünmediği bir çağ. Bunların yanı sıra, artık küçük partiküller hakkında da düşünmeye gerek yok çünkü artık onlar da yok. İnsanların düşündükleri ve yaptıkları şeyler de değişti. Böylece araç sahipleri artık mobilite kullanıcıları oldu. Bu, gelecek bilimcilerin, şu anda yaptıkları tahminlere dayanan bir senaryo. Hatta bazıları bunların 2050 yılından bile önce olabileceğini söylüyor. Bu tahminlerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini söylemek henüz mümkün değil. Kesin olan bir şey var o da, yüzyılı aşkın bir süredir e-mobilitede bu kadar fazla faaliyet olmamıştı.

ELEKTRİKLİ ARAÇLAR 130 YILDIR MEVCUT

İlk elektrikli araçlar 19. yy’ın sonuna doğru Avrupa ve Kuzey Amerika sokaklarında görülmeye başlandı. 1888 yılında Maschinenfabrik A. Flocken tarafından geliştirilen Flocken Elektrowagen, dünyanın ilk dört tekerlekli elektrikli yolcu araçlarından biriydi. Fransız yarış arabası sürücüsü Gaston de Chasse-loup-Laubat bilinen ilk otomobil hız rekorunu kırdı ve 1898’de 100 km / saat bariyerini aştı. Yeni yüzyılın başlangıcında, ABD’de kayıtlı 34.000 adet elektrikli araç vardı.

Bir enerji kaynağı olarak ucuz ham petrolün başarısı, e-mobilite ile ilgili gelişmelerin duraksamasına neden oldu. Bu durum 1990’ların petrol krizi ile bir kez daha alternatif tahrik biçimleriyle ilgili farkındalıklar arttırıncaya kadar devam etti. Elektromobilite, özellikle de Tesla’nın kurucusu Elon Musk gibi vizyonerler ve öncüler sayesinde günümüzde tüm dünyada hız kazanıyor. Sadece 2015 yılında, hibrit araçların yanı sıra, tüm dünyada 550.000 elektrikli araç tescil edildi. Uluslararası ekonomik kalkınma ajanslarından uzmanlar, 2025 yılı itibarıyla Avrupa’daki tüm yeni araç tescillerinin üçte birini elektrikli araçların oluşturacağını tahmin ediyor. Çin için ise bu rakamın çok daha yüksek (%50’ye kadar) olacağı tahmin ediliyor ve halihazırda e-mobilite için hükümet tedbirlerinin alınması sağlanıyor. 2019 yılından itibaren, elektrikli araçlar her imalatçının üretiminin en az %10’unu oluşturacak ve bu rakam 2020 yılından itibaren %12’ye çıkacak.

TÜM DÜNYADA KÖKTEN DEĞİŞİM

Otomotiv endüstrisi tarihinin en büyük sorunlarından biriyle karşı karşıya. Bu durum, özellikle tedarikçileri etkileyecek. İçten yanmalı bir motor 1.500-2.000 civarında parçadan oluşurken, elektrikli bir motorda sadece 150-200 parça var. Elektrikli motorların daha az parçası olabilir ama bu motorların yanı sıra bataryaların geliştirilmesinde ve üretiminde dünya genelinde meydana gelen artış çok daha fazla. Özellikle dünyanın önde gelen firmaları bu alana yatırım yapıyor. Dünya genelinde, yeni fabrikalar inşa ediliyor ve araç imalatçılarının yanı sıra batarya üreticileri de otomasyon arayışına giriyor. Samsung Macaristan’da LG ise Polonya’da birer tesis inşa ediyor. Lityum iyon bataryaların üretimi, otomasyon teknolojisinde elektrotların ve hücrelerin üretiminden batarya modüllerinin montajına kadar çeşitli sorunlar ortaya çıkmasına neden oluyor. Batarya, elektrikli araçlarda katma değerin kabaca %30-40’ını oluşturuyor. Büyük otomotiv markalarına ilave olarak, ABD’de (Örneğin; Tesla ve Faraday Future) ve Çin’de (Next-EV) yeni elektrikli araç imalatçıları da ortaya çıkıyor. Son iki yılda, Çin’li imalatçı BYD tarafından tedarik edilen 13.000 civarında elektrikli taksi Çin’deki büyük şehirlerde yollarda.

KİŞİYE ÖZEL ÇÖZÜMLER

Festo, 2012 yılında özel çözümler ile elektromobiliteye sahip küresel büyüme pazarına tedarikçilik yapmaya başladı. Günümüzde ise, Kore’li bir işletme olan LG Chem gibi büyük küresel müşterilere tavsiyeler veriyor ve malzeme tedarik ediyor. Festo’nun başarısının temel bileşenleri, bakır içermeyen ürünleri ve mühendislik araçlarının yanı sıra sunmuş olduğu yüksek kalite hizmet; müşterilere proje planlama ve kavramsallaştırma konularında uzman tavsiyelerde bulunmalarını sağlıyor.

Güney Kore’deki Festo ekibi Polonya’daki devasa LG projesine katıldı. LG Korea, Üretim Mühendisliği Araştırma Enstitüsü ve Batarya Montaj Ekipmanı Teknolojisi Müdürü Kim Sung Chul,“Festo, Polonya’daki yeni tesisi için handling sistemleri tedarik ediyor. LG Festo tarafından sunulan uzman tavsiyelerine, ürün yelpazesine, mühendislik konseptlerine ve global otomasyon uzmanlarına çok değer veriyor.” dedi.

ANISH RAMRAKHYANI, FESTO ABD

“Tesla ve Lucid Motors ile birlikte, Silikon Vadisinde elektromobilite alanındaki ümit verici iki başlangıç için gerekli tedarik hizmetini sağlıyoruz. Hizmet ve destek sunmanın yanı sıra kavramlaştırmadan işletmeye almaya kadar her aşamada müşterilerimizi destekliyoruz. Tesla’daki mühendisler ile yaptığımız iş birliğinden ve Tesla Model 3’ün geliştirilmesine yaptığımız katkıdan dolayı gurur duyuyorum.”

KÜRESEL BİR ORTAK OLARAK “FESTO”

Festo’nun, bu devasa potansiyel pazara otomasyon çözümleri tedariki sağlayabilmek için, müşterilere tavsiyelerde bulunan ve onlara teknik destek sağlayan çekirdek ülkelerden oluşan ekipleri var. Festo’nun tüm elektromobi- lite müşterilerinin %80’i ABD’de, Çin’de ve Güney Kore’nin yanı sıra, Japonya ve Orta Avrupa’da ve özellikle de Almanya ve İtalya’da bulunuyor. Festo Küresel Kilit Müşteri Yönetimi ve Endüstri Segmenti Yönetim Elektronikleri uzmanı Johannes Strasser için, müşteriler ile yakın temasta bulunmak çok önemli: “Kore, Çin, ABD ve Avrupa’daki ana pazarlardaki uzman ekipler ile birlikte sahada doğrudan iletişim imkanı ve müşteri desteği sunan gerçekten kürsel bir ortağız. Örneğin Festo’da, iki yılı aşkın bir süre LG Chem ile birlikte çalıştık.”

HANDLING SİSTEMLERİ ZAMANDAN VE PARADAN TASARRUF SAĞLIYOR

Festo’nun avantajı, her şeyin tek bir kaynaktan sunulması (hassas lityum iyon hücrelere hasar vermeyen ve kontaminasyona neden olmayan standart handling sistemleri, özel çözümler ve bakır içermeyen ürünler). Festo’nun mühendislik araçları sayesinde, çözümler sanal olarak oluştu- rulabiliyor ve böylece proje planlamasında ve tasarımında zamandan ve paradan tasarruf sağlanıyor. En büyük maliyet havuzlarından biri olan bu aşama, makine ve tesis inşasında hizmet ömrü maliyetlerinin yaklaşık %25-30’unu oluşturuyor. Enerji açısından verimli ürünler ve hizmetler şirketlerin üretimde güç sarfiyatlarını azaltmasına yardımcı olurken Endüstri 4.0 uzmanlığı geleceğe hazır bir üretim sisteminin inşa edilmesine yardım ediyor.