Otomasyon dergisi, Türkiye'nin otomasyon konusundaki ilk ve en köklü dergisidir. 1992 yılında “Türkiye’de Otomasyonsuz Fabrika Kalmasın” sloganıyla yola çıkan dergi, Türkiye endüstrisinin otomasyon konusunda bilgilendirilmesini kendisine misyon edinmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri anında okuruna iletmeyi; otomasyon alanında yapılacak yatırımların, doğru ve kârlı olabilmesi için yol gösterici bir rol oynamayı amaçlamıştır.

RFID TEKNOLOJİSİYLE VERİMLİ OTOMOTİV ÜRETİMİ

[kutusol=4980] Her şey bir metal parçasıyla başlıyor. Gövde bölümünde, aracın arka kısmı müşterinin özel siparişinin oluşturulmasında ilk adımı temsil ediyor. Araba uzun bir sürenin sonunda adım adım şekil almaya başlıyor. Boyahanede biraz zaman geçirdikten sonra, işte burada arabalara fazla ilgi duymayanların dahi görebileceği kişisel dokunuşların zamanı ateşli bir kırmızı, derin bir siyah, ya da belki de gece mavisi. Ama göz alıcı bir boya uygulanmasa bile, Audi A8 her müşterinin hayallerini gerçeğe dönüştürebilecek çok sayıda kişiselleştirilebilir tasarıma göre üretilebiliyor.
Gövde bölümünden yeni aracın ilk seyahatine kadarki sürede aşılması gereken yolun oldukça uzun olduğunu kabul etmek gerekli. Arabanın tam da müşterinin siparişini verirken olmasını istediği gibi üretilmesini sağlamak için bu yolda pek çok noktada kontrollerin yapılması gerekiyor. Audi, Alman şehri Neckarsulm’da bu sorunu tesislerinde gerçekleştirilen tüm işlemleri kapsayan bir RFID tabanlı kimlik tanılama çözümünün yardımıyla çözüme kavuşturuyor.

Audi A8’in 2017 yılında piyasaya sürülen en son modelinin üretim hattında, sensör üreticisi SICK’in ürettiği UHF RFID okuma/yazma cihazları yoğun bir çalışıyor. Bu cihazlar üretim sürecinin her adımında araçların üzerindeki pasif RFID etiketlerini güvenilir bir şekilde teşhis edebiliyor.

MAKSİMUM KULLANILABİLİRLİK SAĞLAYAN KİMLİK TANILAMA
Audi Neckarsulm tesisinde RFID teknolojisinden sorumlu olan Jan-Erik Butt, “Ne zaman yeni bir üretim hattı tasarlayacak olsak, doğal olarak ayrı istasyonlarda işlenen parçaların kimliğini belirlemek için en uygun yöntemleri düşünürüz. Asıl başarmak istediğimiz, tesisin gövdeden boyahaneye, oradan da son montaj alanına kadar tüm alanlarını kapsayan bir kimlik tanılama çözümü oluşturmak. RFID teknolojisinin dayanıklılığı, onu bu iş için biçilmiş kaftan yapıyor. Ayrıca çok yönlü bağlantı seçenekleri de sunuyor ve üretim sistemine de esnek bir biçimde entegre edilebiliyor” dedi.
Audi, farklı tedarikçilerin performansını kıyaslamak için, bir hafta boyunca boyahanesinde testler gerçekleştirdi. İşte burada, aracın üzerindeki RFID etiketi en yüksek gerilim seviyelerine maruz bırakılıyor. A8 model yelpazesi için dijital imalattan sorumlu uzman proje müdürü Thomas Vogel, “Konu güvenilirlik olduğunda kazanan açık bir şekilde SICK oldu.[kutusag=4981] 
Biz otomotiv sektöründe yüzde 100 kullanılabilirlik isteriz, yüzde 90 bile bizim için yeterli değildir” diye vurguluyor.

ÜSTELİK ZORLU ORTAMLARDA
“Üretim süreci sırasında, araçlar aşırı ısı ve kimyasallar gibi kuvvetli dış etkilere maruz bırakılıyor. Boyahanede dolaşan havanın sıcaklığı 230 dereceye kadar ulaşıyor ve katodik daldırmalı boyama işleminde de araç, asit/baz karışımı içeren bir hazneye tamamen batırılıyor. Sürecin bu aşamasında bir gerilim uygulanıyor ve metal paslanmayı önleyici bir tabakayla kaplanıyor. Tesisin aradığı çözümün bu zorlu koşullara karşı dayanıklı olması gerekiyordu. Sonuç olarak, proje ekibi tercihini tek kullanımlık pasif RFID etiketlerden yana kullandı. Bunlar aşırı gerilmelere dayanabiliyor ve otomobil karoserine kolaylıkla monte edilip son montaj sırasında da sökülebiliyor. Otomobil karoseri üretiminin başlangıcında bir ana şasi kirişi üzerine yazı yazılarak kişiselleştiriliyor. Bu noktada ayrıca sipariş numarasını da alıyor ve RFID etiketini yapıştırıyoruz. Bu noktada o farklılık ilk kez devreye giriyor ve bunu kimlik tanılama amacı doğrultusunda kullanıyoruz. Bu işlemin ardından aracın üzerinde her zaman RFID özellikleri bulunuyor. RFID etiketinin boyutu yaklaşık olarak bir kartvizit kadar ve içindeki anten ile çipi ısıya ve diğer etkilere karşı koruyan Nomex malzemeden imal ediliyor” diye açıklıyor Jan-Erik Butt.

Kişiselleştirilen bir aracın ve bir başkasının üretilmesi arasında meydana gelen değişiklikler genellikle kendini montaj sürecinde gösteriyor ve müşterinin sipariş ettiği tasarıma göre şekilleniyor. Bu aşamada farklılaşma seviyesi oldukça üst düzeyde, bu nedenle araçların kimliklerinin doğru belirlenmesi kritik önem taşıyor. Nihayetinde, bir çalışanın bir aracı doğru kişiselleştirebilmesi için önünde duran aracın hangisi olduğunu bilmesi gerekiyor. Audi bunun dışında RFID çözümünün güvenilir biçimde çalışmasını daha da önemli hale getiren spesifik türde bir [kutusol=4982] konsept tercih etti. RFID okuma süreci bantlı bir durdurma sistemine bağlı, bu da bir aracın üzerindeki RFID kimliğinin herhangi bir anda arıza yapması halinde üretim hattının tamamen durması anlamına geliyor. Audi bu yöntemle, hiçbir aracın kimliğini almadan istasyondan çıkmamasını sağlayabiliyor. RFID etiketi son olarak, bazen de bağlantılı olduğu üretim verilerinin hassaslığından dolayı, son montaj aşamasında yerinden sökülüyor.

TÜM SÜREÇ İÇİN STANDARDİZE EDİLMİŞ VERİ KONTROLÜ
Jan-Erik Butt için, RFID’ye güvenmelerinin bir başka nedeni de, her istasyonda yapılan okumaların veri kalitesinin istikrarlı olarak yüksek standartlarda olması. “Her alandan aynı tür veriler alırsak, örneğin bilgilendirici trend analizleri oluşturabiliyoruz. Bu da okuma durumlarının birbiriyle kıyaslanabilmesinden kaynaklanıyor. Bunun sonucunda tüm üretim süreci hakkında kapsamlı bilgiler edinebiliyoruz – farklı farklı teknolojiler kullanıyor olsaydık bu mümkün olmayacaktı. Bu da bize doğal olarak tamamen farklı bir yaklaşımda bulunma fırsatı tanıyor – durumlara sürekli olarak müdahale etmektense, önleyici tedbirler alabiliyoruz. Örneğin, okuma kalitesinin zamanla nasıl azaldığını gözlemlemek ve herhangi bir sorun meydana gelmeden müdahale etmek için uygun yöntemler üzerinde çalışıyoruz.”

ÖZEL UYGULAMALAR İÇİN MÜKEMMEL İŞLEVSELLİK[kutusag=4983] 
Neckarsulm’daki Audi tesisi, RFID çözümünün bir parçası olarak özelleştirilmiş sensör uygulamalarının kolaylıkla programlanabilmesine imkan veren SICK AppSpace ekosistemini kullanıyor. “Verilerin tam da ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek şekilde daha ayrıntılı işlenebilmesini sağlayacak yöntemlerden faydalanmak istiyoruz. Örneğin, antenin üretimi kontrol etmek için kullandığımız MES sistemiyle doğrudan ve alıcı için uygun bir formatta iletişim kurmasını sağlamak için okuma noktalarında SICK AppSpace’i kullanıyoruz. Ek ara katman yazılımlarına ihtiyaç duymadan, herhangi bir platforma ya da üreticiye bağlı olmayan OPC UA gibi servis tabanlı bir mimari iskelet oluşturabiliyoruz. Bu, her yeniden programlama yapıldığında tüm sistem ayarlarını değiştirmek zorunda kalmamamız anlamına geliyor. Bunun yerine, antenin veriyi nasıl işleyip aktaracağını uzaktan belirlemek için bir uygulama kullanabiliyoruz. Tek bir okuma cihazı bünyesinde tamamen farklı fonksiyonları esnek bir şekilde kullanabilmek istiyoruz. Bu nedenle daha akıllı bir anten kullanmamız da mantıklı.”

KAPSAYICI BİR KİMLİK TANILAMA STRATEJİSİ OLARAK RFID
Jan-Erik Butt geldikleri noktaya dair olumlu bir görüşe sahip. Jan-Erik Butt, “Durumun önceki haliyle şimdiki halini kıyaslayacak olursak, yeni teknolojiye başarıyla geçiş yapmamızın kullanılabilirlikte artışa neden olduğunu ve birçok durumda da zamandan önemli ölçüde tasarruf ettiğimizi görebiliyoruz. Orijinal özel sistemlerin aksine, RFID antenlerinin devreye alınması daha az zaman alıyor. Bir araç projesinin parçası olarak başlayıp başka bir üründen türetilen spesifik bir ürün için tasarlanmış olan bu sistem, artık uzun bir süredir tesisin tamamında kullanılır hale gelmiş. RFID kimlik tanılama sürecinden elde ettiğimiz sonuçlar bizi ikna etmeye yetti. Neckarsulm tesisi RFID’i tek bir salonda ya da tek bir araç projesinin parçası olarak kullanmaktansa, üretimin her aşamasında kimlik tanılama için kullanıyor” dedi.